+ Konu Cevaplama Paneli
Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Yönetim ve Yönetim Anlayışının Gelişimi

  1. #1

    Standart Yönetim ve Yönetim Anlayışının Gelişimi

    BİRİNCİ BÖLÜM


    YÖNETİM VE YÖNETİM ANLAYIŞININ GELİŞİMİ

    1. YÖNETİMİN TANIMI 1
    2. YÖNETİMİN TARİHSEL GELİŞİMİ 1
    2.1. Sanayi Devrimi Öncesi Yönetim Bilimi 2
    2.2. Sanayi Devrimi Sonrası Yönetim Bilimi 2
    3. YÖNETİCİ ÖZELLİKLERİ 2
    4. YÖNETSEL BECERİLER 3
    5. YÖNETSEL ROLLER 4
    5.1. Kişiler Arası Roller 4
    5.2. Bilgi Rolü 4
    5.3. Karar Verme Rolü 5
    6. YÖNETİMİN FONKSİYONLARI 5
    7. YÖNETİM TEORİLERİ 6
    7.1. Klasik Yönetim Teorisi 6
    7.1.1. Klasik Yönetimin Doğuşunu Geciktiren Nedenler 6
    7.1.2. Klasik Yönetim Felsefesi 7
    7.1.3. Klasik Yönetim Düşüncesine Tepkiler 9
    7.2. Neoklasik (Davranışsal) Yönetim Teorisi 10
    7.3. Modern Yönetim Teorisi 10
    7.3.1. Sistem Yaklaşımı 10
    7.3.2. Durumsallık Yaklaşımı 10
    7.4. Günümüz Yönetim Anlayışını Belirleyen Unsurlar 11
    7.4.1. Günümüz Yönetim Anlayışına Neoklasik Ve Modern 11
    Yönetim Anlayışının Katkıları
    7.4.2. Ölçek Ekonomisini Yakalama 11
    7.4.3. Maliyet Avantajı Sağlama 12
    7.4.4. Kaliteyi Yeniden Keşfetme 12
    7.4.5. Hizmet Üstünlüğü Sağlama 13
    7.4.6. Rekabet 14
    8. YÖNETİM KAVRAMININ DEĞİŞEN YÜZÜ 15


    İKİNCİ BÖLÜM


    KALİTE VE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ

    1. KALİTE KAVRAMI 18
    2. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ KAVRAMI 18
    3. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN AMACI 19
    3.1. Verimlilik Ve Etkinlik 20
    3.2. Yeniden Yapılanma Ve Örgütsel Gelişim 20
    3.3. Etkin Stratejik Yönetim 21
    3.4. Kalite Geliştirme Ve Müşteri Memnuniyeti 21
    3.5. Pazar Payı, Karlılık Ve Rekabet Geliştirme 21
    4. BİR TKY PROGRAMINDA UYULMASI GEREKEN 21
    PRENSİPLER
    5. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN İLKELERİ 23
    6. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ İLE KLASİK YÖNETİM 24
    ARASINDAKİ FARK 25
    7. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN TEMEL ÖĞELERİ 25
    7.1. Yönetim Modeli Açısından Toplam Kalite Yönetimi 26
    7.1.1. Yönetim Felsefesi Açısından İnsanın Önemi 26
    7.1.2. Liderin Önemi 27
    7.1.3. Çalışanların Fikirlerinden Yararlana 27
    7.2. Önlemeye Dönük Yaklaşım 29
    7.3. Ölçüm Ve İstatistik 30
    7.4. Grup Çalışması 31
    7.5. Sürekli Gelişme 33
    7.6. Müşteri Kavramının Toplam Kalite Yönetimindeki Yeri 34


    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


    TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN UYGULAMA AŞAMALARI
    UYGULAMADAKİ ARAÇLAR VE TÜRKİYE’DEKİ
    TOPLAM KALKİTE YÖNETİMİ UYGULAMALARI

    1. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN UYGULAMA AŞAMALARI 35
    1.1. Yönetim Mekanizmasının Sorumluluğu 36
    1.1.1. Üst Yönetimin İnanç Ve Desteğinin Sağlanması 36
    1.1.2. Toplam Kalite Yönetiminde Lider Kavramı 38
    1.1.3. Kültürel Değişimi Yaratacak Şirket Kültürünü 39
    Oluşturmak

    1.2. Amaç Ve Politikaların Belirlenmesi 40
    1.3. Çalışanların Bilinçlendirilmesi 41
    1.4. Müşteri Tatminini Sağlamak İçin Çalışanların Görev Ve 42
    Sorumlulukları
    1.5. Veriler Ve İstatistiki Metotlar İle Çalışma 42
    1.6. Kalite Organizasyonlarının Oluşturulması 43
    1.7. Kalite Denetimi 44
    2. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN UYGULAMADAKİ 45
    ARAÇLARI VE YÖNTEM ADLARI
    2.1. Kalite Kontrol Çemberleri 46
    2.2. Kalite Kontrol Çemberleri Amaçları 46
    2.3. Kalite Kontrol Çemberlerinin Özellikleri 47
    3. ORGANİZASYONLARDA TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN 47
    UYGULANMA NEDENLERİ VE SONUCU
    3.1. Eğitim Sektöründe Kalite 48
    3.2. Turizm Sektöründe Kalite 48
    3.3. Gıda Sanayinde Kalite 48
    3.4. Otomotiv Sanayinde Kalite 49
    3.5. Basın Ve Yayında Kalite 49
    3.6. Sağlık Sektöründe Kalite 50
    4. TÜRKİYE’DE TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ 50
    4.1. Türkiye’de Toplam Kalite Uygulamaları 50
    4.1.1. Kamu Sektörü Uygulamaları 50
    4.1.2. Özel Sektör Uygulamaları 53



    Demokratik yönetim anlayışı…
    Tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Çoğulcu demokrasinin varlığından söz edebilmek için sadece parlamentonun varlığı yeterli değildir. Yönetimin de demokrasinin esaslarına uygun işlemesi gerekmektedir. Üniversitelerde Demokratik yönetim anlayışının en temel şartı, karar organlarında yer alacak kişilerin belirlenmesinde her fakültenin temsiline özen gösterilmesi ve atama yerine seçim ilkesinin geliştirilmesidir.
    Demokrasiye kaynaklık eden kültür, akıl kültürüdür. Akıl için geçerli olan değerlendirmeler, demokrasi için de geçerlidir. Herkes demokrasinin önemine inanır. Ancak bazıları için, demokrasi, özgürlüklerin alanının genişletilmesi olurken, bazıları için de, özgürlüklerin alanının daraltılması anlamına gelir.
    Dünya düşünce tarihi içinde, demokrasiye değişik anlamlar yüklenmiş ve demokrasinin yüzlerce tanımı yapılmıştır. Demokratik yönetimin özü ve özeti, hukukun üstünlüğü ortak paydasında, karşıt düşünce ve hayat tarzlarının, özgür bir ortamda tartışılmasıdır. Çünkü karşıt görüşlerin yarışmadığı bir toplumda, hayatın hiçbir alanında gelişme olmadığı gibi, demokratik yönetim birikimi de zenginleşmez. Demokrasilerde iktidar, siyasi partiler için, bir kere ele geçirildikten sonra hiçbir zaman bırakılmayacak bir güç kullanma yeri değildir. Her demokraside, farklı görüşlerin, baskı ve şiddete başvurmadan, açıklık içinde sonuna kadar özgürce savunulmalıdır. Bunun için, demokratik yönetimler tek parti iktidarı değildir, iktidar bir siyasi partiden, başka bir siyasi partiye geçer. Demokratik yönetimlerde, iktidar güçlerinden, hem seçilenler, hem de seçenler yararlanır. Demokratik yönetimlerde, Devlet ve Millet, toplumsal düzenle birlikte, her kesimin temel hak ve özgürlüklerini sonuna kadar korumak zorundadır.
    Eleştiriye kapalı dayatmacı yönetimler değil, sorgulanmaya açık demokratik yönetimler, kendilerini yenileyebilirler. Yönetenler gibi, yönetilenler de yanılabilirler. Dayatmacı yönetimlerde yanılgılar güçle, demokratik yönetimlerde ise, oyla düzeltilirler. Dayatmacı yönetimlerde yönetenler ile yönetilenler arasında aşılmaz duvarlar vardır. Demokratik yönetimlerin farkı, yönetenler ile yönetilenler arasındaki duvarları yıkmalarıdır. Demokrasilerde, dünün yönetilenleri, bugünün yönetenleri olabilir.
    Üniversiteyi oluşturan tüm unsurların, kendilerini ilgilendiren konularda alınacak kararlara doğrudan ya da temsilcileri aracılığı ile katılmalarıdır. Üniversite düzeyinde alınacak ilke kararları elektronik ortam aracılığı ile tartışmaya açılabilir. Ve bu yolla tüm çalışanların katılımı sağlanabilir.
    Üniversitelerde Demokratik Yönetimin tesis edilmesi için;
    1-Üniversitelerde bireysel düşünce ve anlayış ve değil; kollektif düşünce ve anlayış olmalı,
    2- Saydam ve katılımcı bir yönetim anlayışı oluşturulmalı,
    3- Kolay ulaşılabilir ve tüm birimlerle yakın ve eşit ilişki içinde olan bir yönetim olmalı,
    4-Karşıt görüşleri, eleştirileri dinleyen, fikir ayrılıklarını entellektüel zenginlik olarak gören ve “görüş alan” bir yönetim anlayışı sergilemeli,
    5-Üniversite mensuplarının maddi, çevresel ve yaşamsal sorunlarını çözerek,
    çalışmaktan mutlu olacakları ve sahiplenecekleri bir ortam oluşturulmalı,
    6-Bürokrasiyi Yasaların elverdiği ölçülerde hafifletmeli, sayısal imza ile güvenli haberleşmeyi sağlamalı ve kağıt sirkülasyonunu azaltmalı
    Bu maddeleri daha da artırabiliriz. Bürokrasimizde saygın, erdemli, güvenilir ve
    sevilen bir Demokratik yönetimin oluşturulması dileğiyle




    TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ



    Asuman Akdoğan

    Erciyes Üniversitesi

    İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

    1.GİRİŞ

    Tüketici ihtiyacının karşılanması için mal ve hizmet “üretimi”nin yeterli olduğu günlerin çok uzakta kaldığı, müşteri beklentilerini en üst düzeyde tatmin etme özelliğinin öne çıktığı mal ve hizmetlerden söz edilen bir dönemde yaşamaktayız. Günümüzde kalite, bu tatminin sağlanmasında bir ölçü olarak kabul edilmektedir. Kalitenin, dünya pazarlarında rekabet edebilme ve başarılı olabilmede temel koşul olarak benimsenmesi ile, bu kavrama daha fazla bir ilgi gösterilmiş, bütün bu gelişmelerin sonucunda da kalite, günümüzün en fazla konuşulan konularının başında yer almıştır.

    Geleneksel anlamda, ürünün standartlara uygunluğundan, amaca ve kullanıma uygunluğa (Juran, 1988, s. ve ihtiyaçları karşılama derecesinden (Crosby, 1979, s.3) kusursuzluk anlayışına kadar bir çok farklı tanım, aslında işletmelerin kalite konusunda anlayışlarındaki değişimi yansıtmaktadır. İstatistiksel kalite kontrolünden şirket düzeyinde kalite geliştirmeye ve kalite iyileştirmeye kadar farklı kavramlarla gelişim gösteren kalite olgusu, bugün toplam kalite yönetimi aşamasına ulaşmıştır. 1990'lı yıllarla birlikte, bir takım biçimsel şemalara, toplantılara, sloganlara dayanan geleneksel kalite anlayışı yerine, bir yaşam tarzı, bir çalışma biçimi olarak kaliteyi ifade eden toplam kalite yönetimi anlayışı (TKY) hakim olmaya başlamıştır. (Juran 1991, s.81), TKY'ni işletmeler için rekabette üstün olabilmede temel bir stratejik silah olarak kabul etmektedir. Higgins ve Vincze (1993, s.365) ise global rekabet ortamında toplam kalite yönetiminin bütün firmaların başarılarının devamı için en temel ön şartlardan biri olduğunu belirtmektedir.

    1990'lı yıllarda, yoğun bir rekabetin yaşandığı pazarlarda hataya tahammülsüzlük, kalitesi yüksek ve hatasız mamul ve hizmetlerin talep edilmesi olgusu yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle, işletmelerin bu stratejik unsuru dikkate alarak, TKY gibi bir takım araçları ve felsefeleri benimseyip, başarı ile kullanması zorunlu hale gelmiştir. Bu alandaki başarısızlık ve gecikmeler ise, bir işletmenin rekabet edememesi ve belki de yok olması anlamına gelmektedir.

    Kalitenin gelişim yolculuğunda bir dönüm noktası olarak kabul edebileceğimiz TKY anlayışının etkili bir biçimde uygulanabilmesi ise, her şeyden önce TKY kavramının anlaşılabilmesine bağlıdır. Aksi taktirde, bir çok örnekte olduğu gibi, TKY'den söz edilirken, gerçekte büyük ölçüde kalite kontrolünün uygulandığı ve hayal kırıklıkları ile dolu sonuçlarla karşılaşılmaktadır.

    Bu çalışmada, önemi herkes tarafından kabul edilen ve işletmelerimiz açısından da çok önemli olduğunu düşündüğüm TKY kavramı, TKY'nin temel unsurları ve bu yönetim felsefesinin işletmelere sağlayacağı katkılar üzerinde durulmuştur. Ayrıca, TKY'nin başarılı olabilmesi için yerine getirilmesi gereken koşullarla uygulamada ortaya çıkan yaygın hatalar yönetsel bir bakış açısıyla incelenmiştir.

    2.TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ KAVRAMI

    Kalitenin gelişim sürecinde, bir yüzyıla yakın bir süreç içinde, kontrol kavramından kalite kontrole ve bunun tüm organizasyona yansıması olarak kalite yönetimi kavramına gelinebilmiştir. Crosby (1979), Feigenbaum (1983), Ishikawa (1985), Deming (1986) ... ve daha bir çok bilim adamı tarafından TKY'ne temel olabilecek, fakat daha dar kapsamda tanımlar yapılmıştır. Şirket ölçeğinde kalite kontrol ya da toplam kalite kontrol terimleriyle açıklanan kavram daha sonra bir yönetim paketi (Shiba. 1987), organizasyonların yönetiminde yeni bir düşünce tarzı (Chorn, 1991, s.31) ve organizasyonda fertlerin davranış ve tutumlarından stratejilere kadar bir çok konuda değişimi gerekli kılan bir sistematik yönetim anlayışı olarak tanımlanmaktadır. Kavrakoğlu'na (1992, s.59) göre, bir yönetim felsefesi olarak ifade edilen kavram, Kantarcı'ya göre (1994, s.33), müşteri beklentilerinin belirlenmesi, tam ve ekonomik bir biçimde gerçekleşmesini amaçlayan, sürekli iyileştirmeyi öngören bir iş anlayışıdır. Toplam kalite yönetiminin “ne olmadığına” bakmak da, bizi anlamlı bir tanıma ulaştırabilir: “Toplam kalite yönetimi, bir seri programın uygulanması değildir” (Price, Chen, 1993, s.96). Sonuç olarak, program ve tekniklerin ötesinde bir anlayış çerçevesinde, TKY'ni düşünmek doğru olacaktır.

    3.TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN TEMEL UNSURLARI

    Her yönetim anlayışını ortaya koyan temel unsurlar gibi, toplam kalite yönetimini belirleyen unsurlar da vardır. Bu unsurları, çok farklı biçimde sınıflandırmalar yapan kaynakların* bulunmasına rağmen dört grupta incelemek mümkündür (Price, Chen, 1993, s.97-101; TKY Arkom, 1994, s.14-18); insanlar, sürekli gelişim, proseslerin yönetimi ve müşteri odaklı olma. TKY ancak, tüm unsurlarıyla kabul edilip, benimsendiği ve uygulandığında başarılı olabilecek bir sistemdir.

    İnsanlar- Bir işletmede kalite hiç kimsenin tek başına sorumluluğunda olan bir kavram değil, aksine herkesin sorumlu olduğu bir kavramdır. Böyle bir sorumluluğu taşıyacak olanlar ise, insanlar (çalışanlar) olduğu için, bu felsefenin uygulanabilmesinde insan kaynakları yönetimi ayrı bir önem taşır. “Önce insan anlayışı” içinde, bireyi, öncelikle yetkilendirmek ve bunun başarılabilmesi ve uygulanabilmesi için, onun kalitesini artıracak çalışmalarda bulunmak çok önemlidir. Çalışan insanın gerek teknik bilgi olarak, gerekse de bu ortamın zorunlu koşulu olan takım çalışmasını yapabilecek biçimde çeşitli yeteneklerle (haberleşme gibi) zenginleştirilmesi ve eğitilmesi TKY felsefesinin ayrılmaz parçalarıdır. “Değişimlere uygun olarak geliştirilen insan gücü” nün anlamı ise, daha fazla motive olmuş, sistemin gelişiminin sürekli hale gelmesini sağlayan beşeri kaynağın işletme tarafından etkinlikle kullanılmasıdır.

    Sürekli Gelişim- Proses geliştirme, Japonların “Kaizen” olarak adlandırdığı ve insanın her geçen gününün bir öncekinden daha iyi olabilmesi için çaba sarfetmesine dayanan sürekli gelişim, Deming döngüsü olarak bilinen, planla-uygula-kontrol et ve düzelt sürecidir (Price ve Chen, s.97). Rekabetin yoğunlaştığı dünyada istenilen kalite düzeyinin belirlenmesi ve ona ulaşım ancak sürekli gelişimle mümkün olabilir. Bu nedenle, işletmelerin en alt düzeyde prosesten, tüm şirketi içine alan hedeflerle yönetim sistemine kadar bütün planlama ve uygulama çalışmalarını bu anlayışa göre düzenlemesi gerekir (Kavrakoğlu, 1992, s.32). Bir işletmede sürekli gelişimin her aşaması, bir anlamda mükemmele ulaşmanın bitmeyen ve bitmeyecek bir kovalamacasıdır. Bu kovalamacada atılan her adım, TKY'nin başarısını artıran bir sonuçtur.

    Tam Katılım- TKY'nin uygulanabilmesi çalışanların bu felsefeyi benimsemeleri ve onların tam katılımının sağlanmasıyla mümkün olabilir. Ancak, bu katılım hiç bir zaman üstlere tabi olmak, ya da astlara daha fazla yetki devretmek olarak anlaşılmamalıdır. TKY felsefesi içinde çalışanların tam katılımı, çalışanların hedefleri belirlemede, karar alma ve problem çözmede gönüllü olarak yer aldıkları bir süreç anlamını taşır (Anfuso, 1994, s.84) . Tam katılımın sağlanabilmesinde ise, takım ruhunun oluşturulabilmesi, uygun bir ödüllendirme sisteminin varlığı ve bunları kullanan bir üst yönetim kademesinin öncülüğü çok önemlidir.

    Müşteri- Başarılı işletmeler kendi başarılarının aslında, müşterilerini tatmin etmeye bağlı olduğunu anlamışlardır. Toplam kalite yönetiminde temel unsur, müşteri ve müşterinin tatmin edilmesidir. Ancak, hemen belirtilmesi gereken husus, yalnızca dış değil, iç müşterilere (işletme personeli ) de özen gösterilerek her iki grubu da tatmin edecek bir kalite yaklaşımının uygulanması gerektiğidir. Müşteri tatminsizliğini önlemek temel amaçtır. Ancak, daha da önemli olan müşterilere beklenen kaliteyi ve daha ötesinde hayran bırakan-hoşnut olunan kaliteyi sunabilmektir. Bu ise, ancak müşteriye fazlasıyla duyarlı olunarak elde edilebilecek bir durumdur.

    Yukarıda belirtilen temel unsurlara ilave olarak grup çalışması, örgüt kültürü, hatayı önlemeye yönelik yaklaşım, ölçüm ve istatistik, mükemmeliyet gibi ögeler de TKY için gerekli unsurlardır. Önemli olan, her işletmenin kendi koşullarına uygun olarak bu ögeleri değerlendirmesi ve inançla, bütüncül bir yaklaşımla uygulamaya koyabilmesidir.

    4.TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN ÖNEMİ VE İŞLETMELERE SAĞLADIĞI YARARLAR

    Günümüzde, değişen koşullar altında işletmelerin başarılı olabilmeleri daha fazla zorlaşırken, yaşanılan her başarısızlığın işletmenin varlığını devam ettirebilmesi noktasında daha çok tehdit edici bir hale geldiği görülmektedir. İşletmelerin, yoğun rekabet koşulları altında, uzun dönemli ve sürdürülebilir üstünlükler elde edebilmesi son derece önemli ve aynı derecede zor bir hale gelmiştir. Rekabet gücündeki zayıflığın, işletmelerin pazar payını doğrudan azalttığının anlaşılması, bilinçlenen ve hakkını aramayı öğrenen bir tüketici grubunun ortaya çıkışı, bunların beklentileri ve beklentilerin karşılanamaması, bunun da olumsuz imaj yaratması ve kalite maliyetlerini yükseltmesi en genel anlamda, işletmelerin artık verimsiz çalışmaya katlanamamaları, TKY felsefesinin işletmeler için niçin önemli olduğunu ve benimsenmesi gerektiğini açıklayacak nedenlerden bir kaçıdır. Bunlara ilave olarak, eğitim ile geliştirilmiş, daha fazla katılım isteyen bir insan gücünün artışı ve bunları tatmin edebilecek, yeni yönetim arayışlarına cevap verebilecek bir araç olması da TKY'ni işletmeler için daha anlamlı hale getirmektedir.

    TKY uygulama’nın işletmeye sağlayacağı yararlar (Grant, Shani, Krishman 1994, s.49; Chang, 1993, s.28; Gözlü, 1994, s.55);

    - Kaynak kullanımını optimize ederek kaynak israfının azaltılması,

    - Mamul ve hizmet kalitesinin artırılması,

    - Verimlilik için gerekli teşvik ve koordinasyonun sağlanması ve verimlilik artışı yaratması

    - Tüm organizasyon düzeyinde katılımı artırması ve tatmin düzeyi yüksek bir insan gücü ile iş barışına katkıları

    - Ürün teslim sürelerinin kısalması,

    - Mamul geliştirme sürelerinin kısaltılması

    - Süreçlerde sürekli iyileşme,

    - Pazardan gelen taleplere esnek davranabilme ve karşılayabilme yeteneğinde artışlar,

    - Müşteriye hizmetin temel alınışı, müşteriye ürün teslimi sürelerinin kısalması ve sonuçta müşteri doyumunun artmasıdır.

    Tüm bunların doğal bir sonucu olarak da, işletmenin pazar payının artması firma imajının yükselmesi, daha yüksek karlar, gelişme ve daha etkili rekabet, TKY ile ulaşılabilen diğer yararlardır.

    5.TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİ UYGULAMADA KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER VE BAŞARISIZLIK NEDENLERİ

    Toplam kalite yönetimi, etkili bir biçimde uygulandığında harikalar yaratan bir sistem olarak literatürde yerini almaktadır. Ancak, başarı örnekleri dışında, TKY'ni uygulamada başarısızlıkla karşılaşan bir çok işletme olduğu da bilinen bir gerçektir (Mc Dermott, 1993, s.37).

    TKY'ni uygulamada ortaya çıkan sorunları iki grupta incelemek mümkündür. Birincisi, kalite konusunda var olan yanlış düşünceler, ikincisi ise, toplam kalitenin anlaşılması ve uygulanmasında yapılan yanlışlar ve eksikliklerdir. Bu özellikler, işletmeler açısından oldukça önemli olan TKY felsefesinin etkili olarak çalışmasını engellemekte ve başarısız uygulamalara sebep olmaktadır. Bu tür uygulamaların maliyetlerde yükselmeye neden olması, daha da önemlisi TKY sisteminin geçerliliği konusunda güvensizlik yaratması üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.

    Kötü kalitenin işçilerin hatası olduğu, kaliteyi geliştirmenin sadece mamuller ve üretim sahaları ile ilgili olduğu, kaliteyi geliştirmenin kalite çemberleriyle sağlanabilecek bir olay olduğu gibi kalite ile ilgili yanlış düşünceler, (Garvin, 1991, s.99) işletmelerde, TKY'nin benimsenmesi ve uygulanmasında hatalar yapılmasının ve sonuçta, sistemin uygulanmasında sorunların ortaya çıkmasının temel nedenlerindendir. TKY'nin benimsenmesi esnasında yapılan temel hatalar (Price, Chen, 1993, s.114) ise şöyle özetlenebilir. Bir ihtiyaç ve arzu duyulmadan firma çapında eğitimlerin verilmesi, özellikle eğitim çalışmalarının günlük çalışmalarla ilişkilendirilmediği için eğitim faaliyetlerin gereksiz olarak algılanması, TKY'nin temel felsefesi ve kullanılan araçlar hakkında yetersiz eğitimler, TKY'nin pahalı ve bürokrasiyi artırıcı bir yöntem olarak anlaşılması ve kullanılması. Bütün bu hataların sonucu ise, toplam kalite yönetiminden umulan beklentilere ulaşılamaması ve TKY'den kopuştur.

    TKY'nin uygulanmasında karşılaşılan ve başarısızlığa yol açan sorunlar ise (Varol, 1993, s.30; Peker, 1993, s.59);

    - Tepe yöneticilerinin aktif katılımı olmaksızın, bir program olarak uygulamaya konulması,

    - Kaliteyi geliştirmenin, şirket yönetiminin arasıra slogan olarak ortaya attığı ve sonra da takipçisi olunmayan sıradan bir konu olarak algılanması, bir kalite politikasının ve sorumluluğunun yeterince olmayışı,

    - Yönetim ve özellikle çalışanların kalite ve rekabetin bilincinde olmamaları, sürekli gelişmenin önemli olduğunun tam olarak anlaşılamaması,

    - Yönetimin kabulü olsa dahi, felsefeyi uygulamak için gereken örgütsel düzenlemeler yapılmadan ve gerekli olan liderlik anlayışı geliştirilmeden uygulamaya geçilmesi,

    - TKY'nin tamamıyla bir değişim faaliyeti olduğu ve özel bir kültürel ortama ihtiyaç duyduğu gerçeğinin yeterince farkedilmemesidir.

    Diğer yandan, çalışanların toplam kalite yönetimi uygulamalarını, yukarıda belirtilen sorunların bir sonucu olarak yeterince anlayamaması ve direnç göstermesi bu felsefenin başarısını engelleyen sorunlardan başlıcalarıdır.

    6.TOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİNİN UYGULANMASINDA BAŞARI KOŞULLARI

    Sürekli gelişim için en iyi niyetle başlanmış kalite yolculuklarında bile, beklenen'e ulaşmak için bir çok engellerle karşılaşılabilmekte ve TKY uygulamak için kullanılan araçlardan beklenilen yararlar eski alışkanlıklar ya da yanlışlıklarla etkisiz kalabilmektedir. Bu noktada önemli olan, işletmelerin başarılı bir biçimde toplam kalite yönetimi felsefesini nasıl başlatacakları ve devam ettirecekleri konusunda bilinçli olabilmeleridir.

    Başarılı bir TKY uygulaması için temel koşullar;

    - Tepe yönetiminin TKY felsefesine yürekten inanmış olması ve bu sistemi uygulama arzusu ve özellikle de kararlılığına sahip olması gerekmektedir.

    - TKY konusundaki kararlılığın herkesin izleyebileceği amaçlara ve politikalara dönüştürülmesi başarı için zorunludur.

    - Müşteriyi tatmin etmenin sürekli gelişebileceğine dayalı bir kalite bilinci geliştirmedir.

    - En üstteki mevkiden, en altta çalışanlara kadar, hedefleri belli olan TKY'nin anlaşılması ve uygulanmasına yönelik eğitim verilmesidir.

    - Bir işletmede TKY uygulamasında başarı için orta kademe yöneticilerinin gönüllü katılımının kesinlikle sağlanması gerekir (Mc Dermott, 1993, s.37)

    - İstatistiksel kontrol araç ve tekniklerinin kullanılmasıdır. (Kavrakoğlu, 1992, s.108).

    - Çalışanların yetkilendirilerek, daha fazla katılımının sağlanması ve uygun bir ödüllendirme sisteminin geliştirilmesidir.

    Son olarak da, bir organizasyonun kendisine özgü, uygun sürede, mümkün olduğunca az direnç gösterilmesini sağlayacak tarzda bir kalite kültürü (Westbrook, 1993, s.3) oluşturması, TKY'nin başarı ile uygulanabilmesinde temel koşuldur.

    8.SONUÇ

    Elde edilen bulgular göstermektedir ki, Toplam Kalite Yönetimi kavramı, bu anlayışı uygulamayan işletmelerde dahi, bilinen, haberdar olunan ve özellikle işletmelere kazandırabileceği getiriler noktasında ilgi odağı olmaya başlamış bir konudur. Yöneticilerimizin hemen hepsinin kavram hakkında, sınırlı da olsa bilgilenmiş oldukları anlaşılmaktadır. Bu sonuç, işlerinin bir gereği olarak okumaları, yenilikleri dergiler ve diğer yayınlarla takip etmeleri gereken bir düzeydeki kişilerle anket yapılmış olması nedeniyle doğaldır. Ayrıca, örnek kapsamındaki işletmelerin büyüklükleri, faaliyet alanları ve uluslararası çalışma imkanları, bu bilgilenmeyi artırmaktadır. Özetle, yöneticilerin TKY hakkında bilinçlenmeye başladıkları anlaşılmaktadır.

    Araştırma kapsamına giren işletme yöneticilerinin, TKY kavramı ile ilgili düşüncelere verdikleri cevaplar da, oldukça olumludur. “TKY’nin bir kalite programı olmadığı, sürekli gelişimi ifade ettiği, kalitenin üretim bölümünün işi olmadığı, bütüncül bir yaklaşım gerektirdigi ve özellikle de TKY’nin uygulanmasının, tümüyle bir davranış ve kültür değişikliği anlamına geldiği ve üst yönetimce desteklenmesi gerektiği” hususlarına, yöneticiler “kesinlikle katılıyorum” cevabını vermektedirler. Bu sonuçlar, TKY’nin algılanmasının, çoğunlukla doğru yönde geliştiğini göstermektedir. Bununla birlikte, vurgulanması gereken çok önemli bir konu, yöneticilerin bilgi düzeyleri ve TKY hakkındaki katıldıkları hususlar ile işletmede bunların kullanımı (uygulanması) noktasında bir uyumsuzluğun söz konusu olmasıdır. “TKY’ni herkesin kaliteye katkıda bulunacağı bir sistem” olarak tanımlayan bir yönetici, aynı zamanda kalitenin, sadece kalite kontrol biriminin sorumluluğunda ve sıkı istatistiksel kontrolle sağlanabileceğini ifade edebilmektedir.

    İşletmelerimiz, kalite konusunda müşteri odaklı olmanın ve müşteri ihtiyaçlarının başarı için önemli olduğunu anladıklarını ifade etmişlerdir. Dikkat çekici olan husus ise bu kritere, kesinlikle en ekonomik biçimde üretim yapmak, standartlara uygunluk gibi üretime dönük unsurların eklenmesidir. TKY için çok önemli olan iç müşterilerin tatmininden ise hiç söz edilmemektedir. Özetle, bu durum, yöneticilerin TKY kavramı hakkında belli bir teorik bilgi birikimine sahip iken, kavramın temel felsefesi ve uygulamaya aktarılması konularında eksiklik ve yetersizliklerinin daha fazla söz konusu olduğu, tam bir bilinçlenmenin gerçekleşmediği biçiminde yorumlanabilir. TKY uygulamaları ile ilgili tecrübesizlik de, bu sorunu artırıcı rol oynamaktadır.

    Araştırma kütlemizdeki işletmelerin hepsi, TKY anlayışını uygulamak istediklerini, ancak üç tanesi uygulamadıklarını belirtmişlerdir. Bu işletmelerde üst yönetimin isteksizliği ve astların yetersizliği, TKY’ni uygulamamada temel nedenler arasında, ilk sıraları almaktadır. “Nasıl uygulanacağını bilememe” biçimindeki cevaplar ise, teorik bilgiye sahip olan, yöneticilerin varlığı nedeniyle, anlamlıdır.

    TKY’ni uygulamaya başladıklarını ifade eden işletmeler ise, uygulamaya geçiş sürecinde en çok, işletme yönetiminin uygulamayı tam olarak desteklememesini , önemli engel olarak görmektedirler. Araştırma sonuçları göstermektedir ki, işletmeler TKY uygulamalarında teknik eğitime ağırlık vermekte, buna karşın çalışanların katılımı, takım çalışması gibi insanı temel alan ve beşeri yetenekleri geliştirici eğitimlere gereken önem gösterilmemektedir. Bu da kavram hakkında ki bilincin tam yerleşemediğinin diğer bir göstergesidir.

    TKY’ni uygulayan işletmelerin, uygulama nedenlerinin başında rekabet yer almaktadır. Müşteri beklentileri ve ucuz ve kaliteli mal üretimi de, onu izleyen faktörlerdir. Bunlar, yoğun rekabette çalışmanın doğal sonuçlarıdır. TKY’ni başarılı bir biçimde uygulayabilmek için temel koşul olarak üst yönetimin desteğinin gerekli olduğunu belirten yöneticiler, uygulama esnasında karşılaştıkları en önemli sorunları da, tepe yönetiminin desteğinde yetersizlik, eğitim eksikliği, astların yetersizlikleri, topyekün kalite bilincinin yerleşmemiş olması ve yöresel bir koşul olarak, yetişen elemanların Kayseri’ den ayrılması...olarak sıralamaktadırlar. Ayrıca, araştırma sonuçları göstermektedir ki, TKY bir çok yönetici ve ast için, üstlerin slogan biçiminde benimsedikleri, diğer çalışmalara ilave bir yük getiren faaliyet olarak algılanmakta, bu ise daha başlangıçta TKY’nin temel felsefelerine ters düşmekte ve işletme için uygulamanın tehlikeye düşmesine neden olmaktadır. Elde edilen diğer önemli bir sonuç ise, TKY’ni tam olarak uyguladıklarını ifade eden işletmelerden daha çok, TKY’ni kısmen uyguluyoruz cevabını veren işletmelerde TKY anlayışının, daha belirgin olarak yerleşmekte olduğunun gözlemlenmesidir. TKY uygulamalarında danışman kullanımı yaygındır. İşletmeler, eğitim çabaları yanında, panolar gibi görsel araçları da toplam kalite yönetimi bilincini geliştirmek için kullandıklarını da ifade etmektedirler.

    Sonuçta, işletmelerimizin TKY kavramına kendilerini darboğazlardan geçirecek ve rekabette başarılı kılabilecek, bazen de olağanüstü öneme sahip bir kavram ve anlayış olarak baktıkları anlaşılmaktadır. Ancak, TKY felsefesinin işletmelerde tam olarak yerleşmediği, hala geleneksel kalite uygulamalarının devam ettiği, TKY felsefesini tamamlayan beşeri yönlerin ihmal edildiği ve uygulamada birtakım sorunların söz konusu olduğu da anlaşılmaktadır. Bu nedenle,yöneticilerin herşeyden önce, TKY’nin uygulanmasının belirli bir örgütsel düzenleme ve özel bir örgütsel kültür (kalite kültürü) gerektirdiğini, herkesin uygulayabileceği, moda bir kavram olarak düşünülmemesi gerektiğini anlamaları şarttır. Bunun yerine,TKY’nin bir yaşam felsefesi olarak, en yukarıdan en alta kadar, bütüncül bir yaklaşımla uygulanması halinde başarıya ulaşılabilecek bir anlayış olduğunun farkına varılması gerekmektedir. Bu yolda gösterilecek inanç, araçların doğru bir biçimde kullanımı, başarılı firmaların tecrübelerinden yararlanma ve sürekli kalite yönetimi sağlandıktan sonra bir üst kavram olarak TKY’ne geçilmesi, kanımca, etkili uygulamalara temel teşkil edecektir.

    KAYNAKLAR

    ANFUSO,Dawn.İ1994).”Self Directed Skills Building Drives Quality. “Personnel Journal.(April). s.84-93.

    BİÇER, İsmail Hakkı ve Cengiz Güngör. ( 1994 ). “ Toplam kalite Yönetiminin 500 Büyük Sanayi İşletmemizde Uygulanması Üzerine bir Araştırma. “ Toplam Kalite Yönetiminde Türkiye Perspektifi. İstanbul: TKY ArKom. s. 293-298.

    CHANG,Richard.İ 1993). Total Quality Management Goes Nowhere. “ Training and Development. (January ). s. 23-29.

    CHORN, N. H. ( 1991 ). “Total Quality Management: Panacea or Pitfall?” International Journal of Physical Distributions and Logistics Management. Vol. 21. (8 ). s. 31-35.

    CROSBY, P. B. (1979 ). Quality is Free: The Art of Making Quality Certain. New York: New American Library.

    DEMING, W. E. ( 1986 ). Out of the Crises. Cambridge: MIT Center for Advanced Engineering.

    GARVİN, David A. ( 1991 ). “ Competing on the Eight Dimensions of Quality.” içinde Service Management. Harvard business Review Paperback. s. 99-107.

    GÖZLÜ, Sıtkı. ( 1994 ). “ Üretim, Verimlilik ve Toplam Kalite Yönetimi. “ Toplam Kalite Yönetiminde Türkiye Perspektifi. İstanbul: TKY ArKom.s. 53-58.

    GRANT, Robert M., R. Shani ve R. Krishnan. ( 1994 ). “ TQM’s Challenge to Management Theory and Practice.” Sloan Management Review. ( Winter ). Vol. 35. s.25-35.

    HIGGINS, James ve J. Vincze. (1993 ). Strategic Management. ( Fifth Ed ). Forthworth: The Dryden Press.

    JURAN, J. M ve F. M Gryna Jr. (Eds.). ( 1988 ). Juran’s Quality Control Handbook. ( 4th. Ed.). New York: Mc Graw Hill.

    JURAN, J. M. ( 1991 ). “ Strategies for World-Class Quality.” Quality Progress. (March ). s. 81-85.

    KANTARCI, Hazım. ( 1994 ). “ Sanayi’de Toplam Kalitenin Yaşama Geçirilmesi.” Toplam Kalite Yönetiminde Türkiye Perspektifi. İstanbul: TKY ArKom. s. 33-39.

    KAVRAKO/LU, İbrahim. ( 1992 ). Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: Kalder Yayınları No:1.

    Mc DERMOTT, Lyndac. ( 1993 ). “ Jump-Starting Managers on Quality. “ Training and Development. ( September ).s. 37-40.

    OLİAN, J.D. ve S. L Rynes. ( 1991 ). “ Making Total Quality Work: Aligning Organizations, Performance Measures, and Stakeholders. Human Resource Management. Vol. 30. s. 303-333.

    PEKER, Ömer. ( 1991 ). “ Toplam Kalite Yönetimi.” Amme İdaresi Dergisi.( Mart ). s. 198-215.

    PEKER, Ömer. ( 1993 ). “ Toplam Kalite Yönetimi ve TS-9000 standartları.” Verimlilik Dergisi ( TKY özel sayısı ). s. 47-61.

    PRICE, Michael J., ve E. Eva Chen. (1993 ). “ Total Quality Management in a Small, High-Technology Company.” California Management Review.İ Spring ). s. 96-117.

    SHIBA, S. (1987 ). “ New Dimension of Quality Management.” Statistical Process Control, Proceedings of the Ist. İnternational Conference. ( June ). London.

    SPENCER, Barbara A. ( 1994 ). “Models of organizations and Total Quality Management A Comparison and Critical Evaluation.” Academy of Management Review. Vol.19. No.3. s.446-471.

    TAN, Serdar ve N. Peşkircioglu. ( 1991 ). Kalitesizliğin Maliyeti. Ankara: MPM Yayınları: 316.

    VAROL- Kemal. İ 1993 ). “ Topyekün Kalite Yönetimi. “ Görüş. ( Kasım ). s. 26-30.

    WESTBROOK, Jerry D. ( 1993 ). “ Taking a Multivariate Approach to TQM.” Industrial Management. (March-April ). s. 2-3.

  2. #2

    Standart

    TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ KÜLTÜRÜ


    Bilim teknolojideki gelişmelere koşut olarak toplumsal yaşamda meydana gelen değişmeler eğitime duyulan ihtiyacın önemini daha da artırmıştır. Son yıllarda çok sık olarak karşılaşılan “yeni dünya düzeni” “Küreselleşme” “Dünyaya açılma” “yeniden yapılanma” kavramları, özellikle sanayi sonrası bilgi toplumlarını ifade etmede kullanılan popüler tanımlar arasındadır. Bu kavramların temeline bakıldığında bilgi kavramının önemli bir belirleyiciliğe sahip olduğu görülmektedir. Bilginin bu derece önem kazanması, bilginin üretildiği, dağıtıldığı kaynaklardan biri olan eğitim kurumlarının, yapısını, işleyişini, yönetimini, programlarını kısacası eğitim örgütünün bütünün sorumluluklarını önemli ölçüde artırmaktadır.

    Yönetim kavramı insanlık tarihi kadar eski bir kavram olmasına rağmen halen yeni gelişmelere ihtiyaç duyması, devingen bir yapıya sahip olması, insanları yeni arayışlara itmektedir.

    Toplam kalite felsefesinde her birimin bir başka birimin müşterisi olduğu söylenebilir. Herkesin kendi müşterilerini mutlu etmek için çabalaması sonucunda sürekli bir iyileştirmenin tüm faaliyetlerle bütünleşmesiyle gerçek bir toplam kalite kültürü doğabilir.

    Bu nedenle toplam kalite uygulamalarında öncelikle her sorunun herkesin sorunu olduğu bilincinin yerleştirilmesi gerekmektedir.



    1.KALİTE KAVRAMI

    Kalite çok geniş, içerikli bir kavram olduğundan genel bir tanım yapmak oldukça zordur. Kalitenin tanımı ; yapacak kişiye göre değişir. Aşağıda dünya çapındaki kuruluş ve uzmanlar tarafından yapılmış olan kalite tanımları görülmektedir.

    Kaliarası koordinasyon eksikliği ve hatalı ürünler sonucu oluşan sorunları gidermek amacıyla, kalite kontrolünün sağlanması için Muayene Mühendisliği Bölümünü kurdu.

    Kalite güvence terimini ilk olarak kullanan Edwards’a göre kalite, yönetimin sorumluluğunda olmalıdır. Kalite işletmenin organizasyonel bölümlerinin planlı ve birbirine bağlı çalışmaları ile oluşur.

    1924 yılında matematikçi olan Walter Shewhart, seri üretim ortamında kalitenin ekonomik olarak kontrolü için İstatistiksel Kalite Kontrol Kavramını gündeme getirdi.

    II. Dünya savaşı bitince kalite kontrolüne olan ilgi azalmaya başladı. İşletmelerin çoğu, kalite kontrolü yalnızca savaş sırasında gerekli olarak algıladılar.

    W. Edwards Deming, Japon Bilim Adamları ve Mühendisleri Birliği(Japanese Union of Scentists and Engineers) tarafından konferans vermek üzere Japonya’ya davet edildi. Japonlar Deming’in öğretilerini uyguladılar. Bu arada Japon bilim adamı Kaoru İshikawa sürekli iyileştirmede kullanılan bir takım teknikler geliştirdi.

    Kalite kavramı tüm dünyaya yayılmaya başladı. Dış ticaret Amerika’yı tehdit etmeye başladı. Japon kalitesi her yerde üstünlüğünü kanıtlamıştı. 1980’li yılların başında kalite, kuruluşların tüm fonksiyonlarına girmeye başladı. İşletmeler sadece üretime değil sistemin tümüne odaklanmaya başladı.



    3. T.K.Y. KAVRAMI

    Toplam Kalite mükemmelin aranmasıdır. TKY’nin temel amacı; hammaddenin sağlanmasından malın tüketiciye ulaşmasına dek her aşamada kaliteyi sağlamak, yani kaliteyi işletmenin bütününe yaymaktır.

    TKY sistem yaklaşımıdır. Sistem yaklaşımının özü; konulara bütün olarak bakmak, parçaların bir bütün oluşturacak biçimde birleştirilmesidir. Bir sistemin en iyi parçalardan oluşması o sistemi iyi yapmaz, ancak uyumlu çalışan parçalar başarılı bir sistem oluşturabilir.

    TKY, uzun vadede, müşterilerin tatmin olmasını, başarmayı, kendi personeli ve toplum için avantajlar elde etmeyi amaçlayan, kalite üzerine yoğunlaşmış ve tüm personelin katılımına dayanan bir kuruluş yönetim modelidir. Üst kademe yöneticilerin, işin içine sürekli ve etkin bir şekilde girmesi, tüm personelin, genel ve sürekli eğitiminin sağlanması bu modelin başarısı için kaçınılmazdır. Bu anlamda müşterinin söylenen ya da söylenmeyen potansiyel ihtiyaçlarının karşılanması gerekir.



    4.TKY KAVRAMININ GENEL ÖZELLİKLERİ

    4.1. Müşteri Odaklılık

    Toplam Kalite anlayışında amaç; müşteri talepleri doğrultusunda şirketin tüm birimlerinin yönlendirilmesi, desteklenmesi ve müşteri beklentilerini karşılayarak müşteri tatminine ulaşılması, hatta beklentilerin de ötesine geçip tam olarak müşteri memnuniyetinin sağlanmasıdır.

    4.2. Tedarikçilerle İşbirliği

    Tedarikçilerle güvene dayalı bir işbirliği içinde, rekabet gücünü artıracak girdileri en kaliteli en ekonomik ve en hızlı şekilde temin etmek amaç olmalıdır.

    4.3. Çalışanların Geliştirilmesi ve Katılımı

    Çalışanların potansiyeli, “ kuruluşun değerleri”, “güven” ve yetkilendirmeye dayalı kurum kültürü ile ortaya çıkarılır. “Bir işi, en iyi, o işi yapan bilir” temel prensibini esas alan bu anlayışta iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesinde bizzat o işi yapan personelin katılımı çok önemlidir. Katılım ve iletişimi yaygın hale getirebilmek amacıyla öğrenme ve beceri geliştirmeye yönelik olanaklar seferber edilmelidir.

    4.4. Süreçler ve Verilerle Yönetim

    Bütün faaliyetler sistematik olarak süreçlerle yönetilmektedir. Süreçler anlaşılmış olmalı ve sahipleri belirlenmiş olmalıdır.Ölçüm ve istatistik tüm çalışanların günlük yaşamına entegre olmalıdır. Yönetim sisteminin temelini veriler, ölçüm ve bilgi sistemi oluşturmaktadır.

    4.5. Sürekli Gelişme ve Yaratıcılık

    Hedef belli bir standardı tutturmak değil, seviyeyi, hedeflenen seviyeye ne olursa olsun sürekli ve hızlı bir tempoda geliştirmektir. Orijinal fikirler ve yaratıcılık özendirilmeli ve desteklenmelidir.

    4.6. Liderlik ve Amacın Tutarlılığı

    Kurum kültürünü liderler geliştirmektedir. Her düzeyde yönetim fonksiyonunda liderlik davranışları sergilenmektedir. Şirketin politika ve stratejileri sistematik ve yapısal araçlarla bütün organizasyonda yaygınlaştırılmalı ve tüm faaliyetlerle uyum sağlamalıdır.

    4.7. Toplumsal Sorumluluk

    Kuruluş ve çalışanları, düzenleyici ve yasal gereklerin de ötesine geçecek iyi bir ahlaki yaklaşım sergilemelidirler.

    4.8. Sonuçlara Yönlendirme

    Sürekli başarının sağlanması paydaşların tatmin edilmesine ve mefaatlerinin dengelenmesine bağlıdır. Paydaşlar kuruluştan menfaat sağlayan müşteriler, tedarikçiler, çalışanlar ve hissedarların yanı sıra toplumu da kapsamaktadır.



    5.KÜLTÜR KAVRAMI

    Yöneticiler yıllardır ellerinin altında bulunan ama sınırsız özelliklerini algılayamadıkları insana eğilmeleri ve çözümü onda aramaları ancak 1970’li yıllardan sonra söz konusu olmuştur. Bu ise beraberinde örgüt içinde ciddi bir şekilde göz önüne alınması gereken yeni bir faktörün fark edilmesine yol açmıştır. Bu da “örgüt kültürü” dür. İlk kez Peter ve Waterman tarafından Amerika’da, Paskale ve Athor tarafından ise Japonya’da incelenmiştir.

    Literatürde firma kültürü, kurumsal kültür, işletme kültürü olarak da dile getirilen örgütsel kültür: “ bir örgütün içindeki çalışanların davranışlarını yönlendiren normlar, davranışlar, değerler, inançlar ve alışkanlıklar sistemi” olarak tanımlanabilir.

    Yönetim süreci ile yakından ilişkisi olan kültür, toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Örgütsel kültür, örgüt üyelerine değişik bir kültür sağlar. Ayrıca sosyal kültürün bir çok özelliklerini yansıtmaktadır. Sosyal kuramcılara göre kültür, insan etkileşimini ve kültürün değişimini sağlayan bir sonuç olarak karşımıza çıkar.

    Eğitim sistemimizin sürekli iyileştirilmesi, insana verilen değeri ve insanın gelecekteki yaşamının gerektirdiği bilgi ve becerileri elde etmesine bağlıdır. Geleceğin bu günden farklı olmadığını unutmamak gerekir.(CAFOĞLU,1996)

    Kültür kavramının, örgütsel davranışı anlamak, yorumlamak ve değerlendirmek açılarından kullanılmaya başlamasının nedenleri olarak yönetim uygulamalarında örgütsel, bireysel ve toplumsal farklılıkların göz önüne alınması zorunluluğu, yetmişli yıllarda Japon örgütlerinin artan başarısının arkasındaki sebepleri anlamaya dönük bir ilginin ortaya çıkışı şeklinde ifade edilebilir. (TERZİ,2000:20)



    5.1. ÖRGÜT KÜLTÜRÜ

    Toplum içinde örgütler, sanayi devrimi ile ortaya çıkmışlardır. Sanayi devriminden sonra toplum hızla örgütlü toplum haline gelmiştir. Günümüze kadar da örgütler toplum içindeki önemlerini hızla artırmışlardır. Yalnız son yıllarda örgütlerin yapısal önemleri gittikçe azalmış ama kültürel önemleri daha belirgin hale gelmiştir. Çağımız aynı zamanda değişimin çok hızlı boyutlarda yaşandığı, değişim unsurlarının artık fark bile edilmediği, hatta bir dönüşümün yaşandığı bir çağdır.(TOPÇU-Brestrich,2000:Önsöz)

    İçinde yaşadığımız çağ artık üretim çağı değil, bilgi çağıdır. Bilgi en önemli sermayedir.Bu yüzden örgütler kendilerini bu doğrultuda değiştirmek ve birer “Öğrenen Örgüt” olmak durumunda, çalışanlarda artık emek işçisi değil “ Bilgi işçisi” olmak durumundadırlar.Örgütlerde kültürlerini bu doğrultuda bilgi odaklı olarak değiştirmek zorundadır. Bir örgütün kültürünü içinde bulunduğu toplumdan çok yaptığı iş belirlemektedir.(TOPÇU-Brestrich,2000;132)

    Örgüt kültürü, bir dizi insanın, zaman içerisinde geliştirdikleri, grup normları ya da geleneksel davranış şekilleriyle ilgilidir. Bu grup normları, bir grupta tekrar tekrar görülen davranış modelleri olmaktan öte, herkesin farkına varmadan teşvik ettiği eylemlerdir. Üyelerden biri normal bir şekilde davranmadığında diğerleri onu alışılmış biçimlere doğru yöneltiyorsa o durum “ kültürel”dir. (Kotter, 1997;148)

    Bir örgütte kültürü, çoğunlukla yerleşmiş ve kalıplaşmış olması nedeniyle değiştirmek oldukça güçtür. O nedenle örgütlerde değişime dirençle karşılaşmak mümkündür.Liderlerin yerleşmiş olan kültürü dikkate almadan değişimi sağlaması olanaksızdır. Bu nedenle liderlerin kültürel değişimleri yaparken sabırlı ve dikkatli olmaları gerekmektedir. Liderler kültürel değişimin düşünce sistemine, davranış şekillerine, yetki ve sorumluluklara, ilişkilerine, hiyerarşinin azalmasına, verilen sözlerin mutlaka tutulmasına, çalışanların gücünü yaptıkları işten almalarına, işin bütününün düşünülmesine ve aynı zamanda saygı, güven ve şeffaflık ilkelerine dayalı bir süreç olduğunu unutmamaları gerekir.(Ralplı Liberatore; “Kültür Faktörü ve Kalite", Bizden Haberler Dergisi, Koç Grubu Yayını, 1994;5)

    Örgütte iletişim, çalışanları birbirine bağlayan ve onların sosyal bir grup halinde uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlayan bir bağdır. Toplam kalite felsefesinin etkin olarak uygulanması için takım çalışması yapılması gerekir. Bu takımı oluşturan bireyler arasında bilgi, fikir ve duyguların karşılıklı olarak aksamadan iletilmesine dikkat edilmelidir. (ERSEN,1999:44)

    Kültür gerçeklerle inşaa edilir ve o, inançlardan değerlerden ve normlardan oluşur.(Shein;1985);kültürü “ organizasyondaki öğrenilmiş davranışlar” olarak ifade etmektedir.



    5.2. ÖRGÜT KÜLTÜRÜNÜN İŞLEVLERİ

    Schein (1989:52-66) Kültürün örgütsel problemlerin çözümü üzerindeki etkilerine değinerek, Örgüt kültürünün işlevlerini, “ hayatta kalma ve dış uyum problemlerini çözme” ve “iç bütünleşme” olarak iki ana başlıkta incelemektedir.

    1. Hayatta kalma ve dış uyum problemlerinin çözümünde örgüt kültürünün işlevleri:

    1. Misyon ve strateji: Temel görev ve ana misyonun açık ve gizli işlevlerinden ortak anlayışlara ulaşma.
    2. Amaçlar: Ana misyondan türetilmiş amaçlar ekseninde ortak anlayışlar geliştirme.
    3. Araçlar: Yetki dağılımı, ödül sistemi, iş bölümü ve örgütsel yapı gibi amaçlara ulaşmada kullanılan araçlar üzerinde ortak fikirler geliştirme
    4. Ölçümler: Bilgi ve kontrol sistemleri gibi grubun amaçlarını nasıl daha iyi yerine getireceğinin ölçümünde kullanılan kriterler üzerinde ortak fikir geliştirme.
    5. Düzenlemeler(Correction): Amaçlara ulaşılamama durumunda uygun iyileştirici ya da onarıcı stratejiler oluşturma hususunda ortak fikir geliştirme

    2. 2. 2. 2. İç bütünleşme problemlerinin çözümünde kültürün işlevleri:

    1. Ortak dil ve kavramsal sınıflamalar: Eğer iş görenler birbirlerini anlamazlar ve iletişime girmezlerse bir grubun tanımlanması imkansızlaşır.
    2. Grup sınırları ve kriterler: Herhangi birinin grup üyeliğini belirleyen kriterler oluşturma ve kimin içerde, kimin dışarıda olduğunu anlamada ortak fikir geliştirme.
    3. Güç ve statü: Her örgüt kendi hiyerarşisi belirlediği roller ve kriterleri içerisinde, bir kimsenin gücü nasıl kazanacağını, nasıl sürdüreceğini çözüme kavuşturmak zorundadır. Bu alandaki uzlaşma üyelerin karşı çıkışlarını yönetmeye yardımcı olmada can alıcı bir noktadır.
    4. Samimiyet, arkadaşlık ve sevgi: Her örgüt benzer ilişkilerin kurallarını belirlemelidir. İş görenler arasındaki ilişkilerde açıklık ve samimiyet, Görevlerin yönetim şartları içerisinde ele alınmalıdır.
    5. Ödüller ve cezalar: Her grup hangi davranışların güç ve statü sağlayacağını, hangi davranışların ise statü kaybettireceğini ve cezalandırılacağını bilmek zorundadır.



    5.3. Örgüt Kültürü Niçin Değişir?

    Bir örgütün kuruluşundan itibaren oluşmaya başlayan ve örgütün tarihsel seyri içerisinde süreğen bir hal alan örgütsel kültür, gerek iç çevre gerekse dış çevredeki değişmelerin zorlamasıyla değiştirilmek durumunda kalınabilir.(TERZİ,2000:113)

    Değişim daima kültürü tehdit eder. İş görenler, günlük yaşamın adetlerine, işyerindeki sembol ve törenlere güçlü bağlılık geliştirirler. Değişim bu ilişkileri bozar ve iş görenleri şaşkın, endişeli ve sıklıkla kızgınlık içerisinde bırakır.

    Kültürü değiştirmek insanların değerlerini, inançlarını, örgütte kabul gören temel varsayımları değiştirmektir. Kültür değişimi sadece yeni bir teknolojiyi uygulamak süreçleri değiştirmek değildir. Çünkü bütün bunlar değişimin bir parçasıdır. (Swales,1995:298)

    Örgüt kültürü eğer gelecekteki ve şimdiki ihtiyaçları karşılamada uygun değilse değiştirilmelidir. Örgütün önceki değerleri ve inançları örgüte fayda sağlamaması kültürün değişimine işaret eder.(Banner ve Gagne,1995:383)

    Değişen kültür, değişimin en zor parçasını oluşturmaktadır. Örneğin bir örgütte bir takım iş ve işlemlerin bilgisayarlarla idare edilmesine yönelik bir yapılanma iş yarindeki adetleri değiştirir ve iş görenleri dramatik bir biçimde gerilime itebilir. (TERZİ,2000:114)

    Lunberg(1985,169-175) değişimi başlatan olayı şu şekilde tanımlamaktadır.

    1. Çevresel krizler: İktisadi durgunluk, enflasyon yüksekliği gibi dış faktörler.

    2. Çevresel fırsatlar: Yeni bir teknolojinin kullanılmaya başlanması.

    3. İç oluşumlar: Örgütte lider değişimi.

    4. Yönetimsel kriz: Örgüt içerisindeki yönetimin, sorunlar karşısında yetersiz kalması

    Örgüt kültürü en çok tepe yöneticilerin değişmesine bağlı olarak değişiklik gösterir. Yeni yöneticilerin çalışma alışkanlıklarının, uzmanlık alanlarının denetim yeteneği ve diğer yöneticilerle olan ilişkilerinin farklılığı örgüt kültüründeki değişmeyi açıklayıcı bazı etkenlerdir.



    5.4. Kültürel Değişim Modelleri

    Örgütlerin kültürlerini ebedileştirmesi tehlikelidir. Böyle bir durum değişim ihtiyacı hissedildiğinde örgütü zora sokar.



    5.4.1. Gibb Dyer’in Kültürel Evrim Döngüsü Modeli

    Dyer’in üzerinde durduğu örgütsel değişim döngüsü yeni bir liderin gelişi ve iç bir krizden sonra ortaya çıkar. Bu döngü yeni lider ve yeni liderin takımınca belirlenen vizyona bağlıdır.

    Birinci aşama: Bu aşama örgütün karşılaştığı temel problemlerin çözümünde liderin yeteneklerinin ve günlük uygulamalarının sorgulanması aşamasıdır. Bu sorgulama, liderin benimsediği günlük uygulamalarla çözümlenemeyen olaylarla başlar. Bu durum örgütteki krizin üstesinden gelebilecek yeni bir davranış örüntüsünün arayışını başlatır.

    İkinci aşama: Bu aşamada, örgütteki semboller, yapılar ve inançlar örüntüsünde kırılmalar başlar. Bu durum, liderin yeteneklerinin örgütü etkili bir biçimde yönetememesinin sorgulanması konusunda hem fikir olunduğunda ortaya çıkar. Mevcut kültürü destekleyen inançlar ve sembollerin etkisini yitirmesiyle oluşur.

    Üçüncü aşama: Alternatif varsayımlarıyla yeni lider doğması aşamasıdır. Liderin yetenekleri sorgulanmaya başladığında örgüt karşılaştığı krizlere geçmişte başarı sağladığı yöntemlerle cevap verecektir.

    Dördüncü aşama: Yeni liderin ortaya çıkışıyla eski ve yeni kültür arasında çatışma çıkacaktır. Bu çatışma kısa zamanlı olabilir.

    Beşinci aşama: Yeni liderin gelişi ortaya çıkan çatışmaları nasıl çözeceği sorusunu gündeme getirir. Bu sorunun iki cevabı vardır. Birincisi kriz çözülür ve örgütün gerilimi azaltılır. İkincisi, yeni liderin düzeltmeler için belirli bir nüfuzu olmalı ve krizi çözümleyebileceğine dair bir inanç taşımalıdır.Başarı genellikle, yeni liderin sorumlulukları üzerine aldıktan sonraki sağlayacağı faydalara bağlıdır.

    Altıncı aşama: Yeni lider otoritesini kurar. Örgüt kültürünü destekleyen inançlar ve sembolleri yaratır. Bu inanç ve semboller yeni kültürün desteklenmesine yardım eder.



    5.4.2. Edgar Schein’in Yaşam Döngüsü Modeli

    Schein(1988:17-43) kültürel değişmede örgütsel büyümenin safhalarını içeren bir model önermektedir. Her safha farklı işlevleri içeren farklı kültürlerle ilişkilendirilmiştir.

    Birinci safha, örgütün ilk kuruluş dönemi ve ilk büyüme aşamasıdır. Kültür, kurucuları ve ya örgütün mali bir problemi varsa muhtemelen değişecektir.

    İkinci safha, örgütün orta dönemlerinde iyi bir şekilde yapılandırıldığı ve karmaşık eylemlere geçtiği aşamadır. Bu dönemde kültürde yapılanmış ve alt kültürler oluşmuştur.

    Üçüncü safha, örgütün durgunluğa ulaştığı olgunluk aşamasıdır. Kültür yeniliklere karşı dirençli olur. Kendini savunmaya yönelir. Bu dönemde değişim araçları olarak zorlayıcı ikna ve yeniden örgütlenme yöntemleri kullanılabilir.



    5.4.3. Viyaj Sathe Model

    Sathe’nin kültürel değişim modelinde sosyalizasyon süreçleri ve iletişim önemli bir yer tutmaktadır.

    Bu modeldeki aşamalar yöneticilerin uygulayacakları eylemleri göstermektedir. Modelde var olan kültürü değiştirmede iki temel yaklaşım bulunmaktadır.

    2. · İş görenlerin yeni değerler içine çekilmesini sağlamak

    3. · Yeni gelen iş görenleri örgüt içerisinde sosyalize etmek, yeni değerlere eklemlemek ve mevcut üyeleri uygun bir biçimde izole etmek. (TERZİ,2000:135-136)

    Willliams ve diğerleri(1993:12-16) örgüt kültürünün özelliklerini beş başlık altında toplamaktadırlar.

    1.Kültür Öğrenilebilir: Bireysel inançlar, tutumlar ve değerler bireysel çevreden edinilir. Bu nedenle örgütün hem iç hem de dış çevresi örgüt kültürünü etkiler.

    2. Kültür kısmen bilinçsizce oluşur: Örgüt kültürü alan yazınında inançların oluşumuyla ilgili olarak genel kabul gören iki anlayışı vardır. Birincisi, örgütlerde iş görenlerin düşüncelerini etkileyen bilgilerin bilinçsizce oluştuğudur. İkinci görüş, davranışın temelini oluşturan tutum ve bilinçli inançlar, tekrarlanarak doğru imişcesine kabul edilirler.

    3. Kültür bir örgütün hem girdisi hem de çıktısıdır: Örgüt kültürü örgütün hem gelecekteki uygulamalarının ön görülmesi hem de bu günkü eylemlerinin sonuçlarını içerir. Örgüt çevreden kültürel örüntüler alır ve çevreye zenginleştirilmiş kültürel örüntüler sunar.

    4. Kültür yaygın olarak kabul gören değer ve tutumlardan oluşur: Belirli bir kültür içerisindeki bireyler belirli durumlarda nasıl davranacakları, nasıl düşünecekleri konusunda uzlaşmaya varmışlardır.

    5. Örgüt kültürü heterojendir: Örgüt kültürünün tamamıyla homojen olması mümkün değildir. Örgütlerde, egemen kültürden bağımsız farklı işlevler ve roller etrafında şekillenen alt kültürler oluşabilir.

    Örgütsel kültür,etkisi ve gücü değişik bir çok alt kültürden meydana gelir. Diğer bir ifade ile, özellikle büyük örgütlerde egemen bir kültür ve çeşitli alt kültürler söz konusudur. Egemen kültür, örgüt üyelerinin çoğunluğu tarafından paylaşılan temel değerler sistemidir. Bunlara örnek olarak bir örgütte, sıkı çalışma, örgüte bağlılık, kaliteli üretim gibi egemen bir kültür oluşabilir.(Luthans,1992;563-564)

    Kültürel bir bakış açısıyla örgüt incelendiğinde, örgütün sadece mekanik olarak çözümlemeye tabi tutulmadan, sembolik ve bilişsel yönünün de göz önünde bulundurulması gereği vardır. Örgüte kültürel bir bakış açısıyla yaklaşıldığında örgüt ve kültürün kesişme noktalarının belirlenmesi zorunluluğu ortaya çıkar. (TERZİ, 2000;14)

    Smicich(1983:341-342) kültür kuramı ile örgüt kuramının beş alanda kesiştiğini belirtmektedir. Kültür kuramı ile örgüt kuramının kesişme noktaları ve ortaya çıkan araştırma alanları Tablo:1’de verilmiştir.

    Paylaşılan organizasyon kültüründe üyeler ortak hissetme, düşünme ve yaşama tavrı içindedirler. Toplam kalite yönetimi sürekli gelişim felsefesiyle eş anlamlı bir yapıya sahiptir. Yani toplam kalitenin anlamı sürekli değişim anlamına gelmektedir. Sürekli değişimi gerçekleştirebilmek için de önce değişimi kültürün bir fonksiyonu olarak almak ve yorumlamak gerekir. (CAFOGLU,1996:39)

    Bir organizasyon kültürünü değiştirebilmek için dikkat edilmesi gereken konular şu şekilde sıralanabilir.(Araştırma Komitesi,1994;260)

    * Organizasyondaki herkesin sürekli eğitimden geçirilmesi ve nedenlerinin açıklanması gerekir. Bu okullarda yapılacak olan hizmet içi eğitim çalışmaları ile sürekli olarak desteklenmelidir.
    * Organizasyon yöneticilerinin liderlik vasfına sahip olmaları gerekmektedir. Okul yöneticilerinin, eğitim liderlerinin bütün personeli destekleyecek ve yönlendirecek yapıda olmaları gerekmektedir.
    * Organizasyondaki herkesin, sürekli değişme ve gelişme potansiyelinin her zaman desteklenmesi gerekir. Bu da yönetici yardımcılarına, öğretmenlere ve yardımcı personele işlerini yapmalarına yetecek derecede temel yetki ve sorumluluğun verilmesiyle mümkün olabilir.

    Örgütlere Göre farklılık gösteren örgüt kültürü, var olduğu örgütsel çevre içerisinde iş görenlerin örgütsel adanmışlığını artırmada, sağlıklı ilişkiler kurulmasında ve örgütsel sürekliliğin sağlanmasında önemli işlevler icra ettiği söylenebilir.(TERZİ,2000:57)
    Eğitim örgütlerinde toplam kalite yönetiminin başarılı olabilmesi isteniyorsa mutlaka organizasyonun kültürünün belirlenmesi gerekir. Bunun yapılabilmesi çalışanlar arasında yoğun bir iletişim ağı kurulması ve bu sayede çalışanların hepsinin organizasyon içindeki çalışmalardan haberdar edilmesi ve ortak değerlerin yeşereceği takım ruhu geliştirme çalışmaları ile mümkün olabilecektir. Yapılan çalışmalar yönetim stilleri ile organizasyonun geliştirilmesi arasında bir nedensellik ilişkisinin varlığını ortaya koymaktır. Bu da yeni yönetim anlayışı olan toplam kalite yönetiminin temel kültürünü oluşturan takım oluşturma ve katılma kavramıdır. (CAFOĞLU,1996:39)



    6 . VİZYON

    İçinde bulunduğumuz yüzyılın sonunda, her alanda kendini hissettiren hızlı bir değişim yaşanırken, Türkiye’ nin değişen dünya düzenine uyum sağlayıp “çevre” ülke olmaktan kurtulması ve “merkez” ülke haline gelmesi için dünyanın başlıca ekonomileri karşısındaki stratejik konumunu güçlendirmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, bir bütün olarak ulusun, yeni bir dünya görüşü, yeni davranış biçimleri, yeni kurumsal beceriler geliştirmesi; yöneticilerin yeni bakış açıları kazanmaları ve sosyo-ekonomik önceliklere, stratejilere, politik beklentilere bağlı olarak ve küresel yönelimler dikkate alınarak uygun politikalar geliştirmesi gerekmektedir. Türkiye’ nin, ekonomik sınırları ortadan kalkan bir dünyada kendisini nasıl konumlandıracağını tanımlayacak olan bu strateji, temelde geniş bir bakış açısını ve zaman dilimini kapsayan bir “vizyon” a dayanmalıdır. Stratejik yönetimin önemli parçalarından birisi de vizyon dur. Vizyon ortak hedef ve inançları ifade etmektedir. Senge(1991;227) çalışmasında bir fikrin birden fazla kişi tarafından destek görmesi ve benimsenmesinin ardından o fikrin artık soyut değil elle tutulabilen somut bir şey olabileceğini ifade etmektedir.

    Vizyon açık, olumlu, inanılır, güvenilebilir, paylaşılabilir ve uğraşılabilir olmalıdır. Paylaşılan vizyonun önemli bir yere sahip olmasının arkasında, kişisel vizyonu bünyesinde veya şemsiyesi altında bulundurması yatmaktadır.Vizyonun temelinde her zaman mükemmelliğe doğru bir gidiş vardır. Kültür kavramında da ifade edildiği gibi vizyon, güvensizlik kavramını ortadan kaldıra ortak bir ruh ve kimlik yaratır. Eğitim organizasyonlarının başarılı olabilmesi için örgüt vizyonu ile kendi vizyonunu birleştirebilen personele ihtiyaç vardır.(CAFOĞLU,1996;46-47)

    Murgartroyrd’ a (1993;81) göre etkili vizyon yapısının şu özelliklere sahip olması gerekir.

    * Rekabetçi * Görülebilir

    * Açık * Hareketli

    * Hatırlanmaya değer * Öğrenci ihtiyaçları ile birleşmiş

    * Katılımcı * Rehber

    * Değer merkezli

    Eğitim kurumlarında vizyon geliştirmeden önce vizyonun öneminin ve gerekliliğinin anlatılması gerekir. Çünkü okullarda öğrenci-öğretmen- personelin bunu anlamaya ihtiyaçları vardır. Acaba vizyon kavramı herkeste ortak düşüncemi oluşturuyor yoksa farklı düşüncemi bu bilinmelidir. Ortak hedef için ortak vizyon imajının herkeste oluşması gerekir. Daha sonra vizyonun oluşmasında bazı değerlerin şekillenmesi gerekir. Ve en son vizyon için gelen teklifler dikkate alınarak herkesin kararıyla ortak vizyon belirlenir, yapısı oluşturulur ve vizyon artık dökümanlar halinde belirlenmiş, okul için kabul edilebilir hale gelmiştir.(CAFOĞLU,1996;49)



    7. MİSYON ve AMAÇLAR

    Misyon kavramı, bazı kaynaklarda ticari kurallar ve pazar hedefleri olan önemli bir stratejik araç olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımıyla misyon, stratejik yönetimin ilk basamağıdır. Stratejik yönetim sürecinin ilk basamağı olarak misyon kavramı aşağıdaki iki soruya yanıt getirir.

    1. Bizim işimiz nedir?

    2. Bizim işimiz ne olmalıydı?

    Bu anlamda strateji, yaratılan misyon doğrultusunda tanımlanan bir kavramdır. Örgüt amaçlarının belirlenerek;bunların işletmenin iç ve dış çevresiyle karşılaştırmasını yapıp, gerçekleştirilmesi sürecidir.

    7.1. Örgüt Misyonu

    Örgütler bir amaç için kurulur. Bu amaç zamana göre değişmekle birlikte, örgütün varlık nedeninin çalışanlarca anlaşılmasını sağlayan bir temel bulunmaktadır. Bu temele örgüt misyonu denir. Genelde örgüt misyonu biçimsel olarak(yazılmış misyon bildirileriyle) tanımlanır. Örgüt misyonu ve temel amaçlar, uzun dönemde kurumun başarısını artırmanın ve stratejik yönetimin etkili olmasının başlangıç noktasını oluşturur. (YURTSEVEN,1988;26-33)

    Misyon; “ Örgüt üyelerine bir yön vermesi ve anlam kazandırması amacıyla belirlenmiş, örgütü benzer örgütlerden ayırtetmeye yarayacak uzun dönemli görev ya da amaç” biçiminde tanımlanabilir. Bir misyonun en önemli işlevi, işletmedeki tüm çalışanlara ortak bir yön vermesidir.(YURTSEVEN, 1988;16-33)

    Örgüt misyonu, paylaşılan değerler ya da ortak inançlar demektir.Herhangi bir örgütün yaşamını sürdürebilmesi için tüm politika ve etkinliklerini de içeren, bir dizi sağlam inancın olması gerekir. Ayrıca bu inançlara sıkı sıkıya bağlı kalınmalıdır. Bu nedenle, eğer bir örgüt değişen bir dünyayla başa çıkmak istiyorsa, inançları dışında her şeyi değiştirmeye hazır olmalıdır.Başka bir deyişle, bir örgütün başarısında teknolojik ya da ekonomik kaynaklar, örgüt yapısı ya da yenilikçilikten daha çok, temel felsefeler, ruh ve dürtüler rol oynamaktadır.



    7.1.1. Örgüt Misyonun Özellikleri

    1. Misyon uzun dönemli bir amaçtır. Bazen bir örgütün yaşamı boyunca değişmez.

    2. Misyon hiçbir zaman ortadan kalkmaz ve ulaşılamaz. Bu nedenle, daha iyiye ve daha üst başarılara yöneltir. Ancak misyon belirlenirken gerçekçi olmalı ve örgütü kendi yeteneklerinin çok uzağında bir yere yöneltmemelidir.

    3. Paylaşılan, örgütün ortak değer ve inançlarıdır. Tanımlanmış bu inanç ve değerler,kurumda çalışanların hepsine bir anlam kazandırmakta ve bir yön sağlamaktadır.

    4. Örgüt misyonu nicelikle ilgili değil, nitelikle ilgili bir değerdir. Finansal amaçlar, büyüme ve karlılık oranları, işletmedeki herkes için bir değer oluşturmaz ya da aynı derecede önemli olmaz.

    5. Misyon işletmenin içine değil, dışına yöneliktir. Başka bir tanımla misyon, ürünler üzerinde değil, pazar üzerinde odaklaşır.

    6. Misyon örgüte özgüdür ve özeldir. Örgüte özgüdür, onu diğer işletmelerden ayırt eder. Özeldir, seçenekli faaliyetler arasından yönetimin tercih ettiğidir.

    Herhangi bir işletme ya da örgütün, kurum olabilmesinin ilk koşulu, sözle yada yazıyla tanımlanmasa, üstelik bilinçli bir biçimde ortaya konulmasa bile, sistemi değerler ve inançlarla kaynaştırmaktır.



    7.2. Misyon Kavramının Unsurları

    Misyon kavramını kendi arasında dört unsura ayırabiliriz; Amaç, Strateji, Davranış standartları ve Değerler.

    1. 1. 1. Amaç:Ortakların gereksinmelerini birleştirerek, belli bir amaç tanımlaması oluşturup, o amaca yönelmek için işletme vardır. İşletme yüksek idealleri amaç edinir. Bu durum örgütsel birlikteliği kolaylaştırır.

    2. Strateji: Diğer işletmelerle rekabet içinde bulunan bir ortamda işletme amaçlarını başarmak, strateji oluşturmaya bağlıdır. Strateji, işletmeye ticari(ekonomik) bir mantık sunar. Eğer amaç, en iyi olma amacıysa; strateji işletmenin en iyi duruma gelmesi için gerekli ilkeleri içermelidir. Eğer amaç, kar yaratmaksa; strateji diğer işletmelerle rekabet ortamında işletmenin nasıl kar yaratacağını açıklar olmalıdır.

    3. Davranış standartları: Amaç ve strateji eyleme geçmemiş kavramlardır. Amaç ve stratejileri eyleme geçirdiğimiz anda bunlara politika ve davranış kavramlarını da eklememiz gerekir. Politika ve davranış kavramları örgüt içindeki insanlara günden güne ne yapacakları konusunda karar vermede yardımcı olur.

    4. Değerler: Değerler işletme kültürünün ardında yatan inanç ve moral ilkeleridir. Değerler, işletme içindeki kurallar ve davranış standartlarına anlam kazandırır.



    7.3. Misyon Duygusu

    Misyon duygusu iki açıdan önemlidir. Örgüt misyonu, örgütte çalışan her bireyin amaçlarına yanıt vermez. Misyon duygusu; kişisel duyguyla, örgüt misyonu arasında ilişki sağlar. Kişisel değerler, örgüt değişse de değişmezler.Misyon duygusu, işletme değişse de misyonun kalıcılığına yardım eder. Misyon bilimsel bir kavramdır. Misyon ve strateji işletme politikalarının ve işletme davranışlarının oluşturulmasında yol gösterirler. Buna karşı, misyon stratejiden daha geniş içerikli bir kavramdır. Strateji ve kültür kavramlarını kapsar.İşletmenin strateji ve kültür bağları güçlüyse, misyon da güçlüdür. Bunun tersi durumda da misyon güçsüzdür.

    7.4. Misyon Yasası ve kurumsal Değerlerin Yerleşmesi

    Kurumsal değerler ve kurum genel felsefesi örgütlerin temelini oluşturur. Değerlerin örgütün personeline dolaysız ve açık bir biçimde iletilmesi gerekir. Örgütün hizmet anlayışının özünü oluşturan kuramsal değerler, tüm personel için ortak bir yön duygusu ve günlük davranış açısından yönlendirici ilkeler sağlar. Örgüt başarısının ön koşulu; tüm çalışanların örgütün kurumsal değerlerini kavraması, benimsemesi ve bu değere göre davranmasıdır. Kurumsal değerlerin yerleşmesinde en önemli rol, üst yönetim kademesidir. Değerlerin benimsenip pekiştirilmesinden, iletilmesinden ve bu değerlerin gerektikçe vurgulanmasından yönetim sorumludur. Üst düzey yöneticiler, kuruluşa heyecan verme ve personeli motive etme olanağına sahiptirler. (YURTSEVEN,1998:26-33)

    Günümüzde açıkça tanımlanmış değerlere duyulan gereksinimin önem kazanmasıyla birlikte, örgütler temel kurumsal değerlerini belirlemeye ve çalışanlarına iletmeye yönelik yöntemler geliştirmektedir. Böylece istekler, arzular ve ulaşılacak sonuçlar açısından kurumsal geleceğin tanımlanması olanaklı olmaktadır. Örgütlerde çalışan tüm görevlilerin, kurumsal değerlerini geliştirmek ve kurumlaşmasını sağlamak amacıyla, temel kurumsal değerleri, ilkeleri ve politikaları içeren bir Misyon Yasası (Misyon Koşulu) hazırlanır.



    8. ÖRGÜTSEL YAPIDA GELİŞME MODELLERİ

    8.1.CANNON Gelişme Modeli

    Bu modelde firmalar genel olarak beş gelişme aşaması yaşarlar. Bu beş aşamayı sırası ile yaşamaları ve ya hepsini yaşamaları gerekli değildir. Firmalar içinde bulundukları sektöre ve ya pazar olanaklarına göre bu aşamaların herhangi birine stratejik bir tercihle ulaşabilirler.(file://A:/ÖRGÜTSEL YAPI.htm)

    Aşama 1 : Girişimcilik aşaması - informal/nonfonksiyonel yapı

    Aşama 2 : Fonksiyonellik aşaması - formal/fonksiyonel yapıya geçiş

    Aşama 3 : Divizyonel olarak yeniden yapılanma aşaması - kontrolün desantralizasyonu

    Aşama 4 : Tepe yönetimin desteklenmesi ve kontrolün yeniden merkezleştirilmesi

    Aşama 5 : Stratejik yeniden yapılanma aşaması



    8.2.THAIN Gelişme Modeli

    Bu model gelişmeyi üç aşamada tanımlamaktadır. Her aşamada tepe yönetimi ilgilendiren stratejik faktörler öncelik kazanmaktadır.

    Aşama 1 : Cannon modeli ile aynıdır. Bu aşama informal/nonfonksiyonel girişimcilik aşamasıdır.

    Aşama 2 : Bu aşamada işletme bir uzmanlık alanına dönük olarak fonksiyonel olarak yapılanır.

    Aşama 3 : Bu aşamada firma aşırı uzmanlıktan kaynaklanan bağımlılıklardan kurtulmaya çalışarak farklı uzmanlık alanlarını da yapısına katmaya ve holding yapısına ulaşmaya çalışır.



    8.3. GREINER Gelişme Modeli

    Cannon ve Thain büyümenin organizasyonların yapısı ve stratejisi üzerindeki etkileri ile ilgilendiler. Greiner ise büyümenin yönetim stilini nasıl etkilediğini incelemektedir. Bu modelde de örgütler örgütler beş aşamada gelişmektedirler.

    Aşama 1 : Girişimcilik , yaratıcılık ve liderlik aşaması

    Aşama 2 : Profesyonel yöneticiler ile fonksiyonel yapılaşma aşaması. Bunun sonucunda tepe yönetim ile ara yönetim arasında stratejik inisiyatif gerilimi yaşanır.

    Aşama 3 : Divizyonel bölünme aşaması. İşletme divizyonel bölümlere ayrılarak ara yöneticilere daha çok stratejik inisiyatif sağlanır. Tepe yönetim işi yürütmek yerine büyütmek stratejileri üzerinde yoğunlaşabilir. Bu arada divizyonlar arasında kaybedilen koordinasyon verimsizliğe ve başarısızlığa yol açar.

    Aşama 4 : Bu aşama farklılaşmış, kontrol ve koordinasyonu azalmış yapının yeniden entegre edilme çabasıdır.



    8.4. LEONTIADES Gelişme modeli

    Yeni örgütsel gelişme modellerinden birisi 1980 yılında leontiades tarafından önerildi. Bu modele göre Örgütsel gelişmenin anlaşılabilmesi için tek-ürün, çok- ürün işletmelerinin karşılaştırılması gerekmektedir. Her işletme tipinin de iki alt kategorisi bulunmaktadır.

    Tek-ürün Firmaları Çok-ürün Firmaları

    Küçük işletmeler Merkezcil Farklılaşma

    Büyük işletmeler Holding Farklılaşması

    Özet olarak verilirse, örgütlerin ekonomik yaşamlarında geçirmeleri gereken yapısal aşamaların mantıki açıklaması, büyüme modellerini oluşturmaktadır. Bu aşamaların birinden diğerine geçerken firmaların karşılaştığı stratejik sorunlar aşamaya ve yapıya göre fark etmektedir. Bu modellerden çıkan bir sonuç, bütün organizasyonların bütün aşamalardan geçmesi gerekmediğidir. Bütün modellerden ölçek, kapsam ve yapı ile ilgili ortak bir anlayış geliştirmek mümkün olabilir.



    9. YETKİLENDİRME(Empowerment)



    9.1. Yetkilendirmenin Tanımı

    Yönetim kavramı olarak yetkilendirme, bir çalışanın faaliyet alanı içinde herhangi bir kişiden onay almaksızın karar vermesine yönelik bir otoritedir. Yetkilendirmenin ortaya çıkmasının en önemli nedenleri ise;

    1. Küreselleşmenin ve rekabetin hızlı bir şekilde artmasıyla rekabette yeniliğin daha fazla ihtiyaç haline gelmesi ve yenilikleri yapanların daha fazla özgürlüğe gereksinim duymaları.
    2. Amerikan işletmelerinde rekabet gücünün hızla artmasıyla birlikte verimliliğin önceki yıllara oranla daha fazla artırılması için yöneticilerin işgörenleri kararlara daha fazla katma zorunluluğunu hissetmeleridir.

    Yetkilendirme en basit anlamıyla ortak bir duyguyu tanımlar. Yetkilendirme, çalışanların bağlı bulunduğu üstün iznini almaksızın direkt olarak müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayabilmeleridir.

    9.2.Yetkilendirmenin Temel Unsurları

    İş görenleri yetkilendirmenin hayati olması ve ölçülebilmesi için, işletmenin stratejik hedefleri ile bireysel hedefler bağlantılı olmalıdır ve yetkilendirme stratejik hedeflerle bağdaştığında alt kademede bunu uygulamaya geçirmelidir. Bu nedenle yetkilendirme, iş görenlerin yeteneklerine güven duymaya dayanır. Bunun da ötesinde bir kimsenin kendi yeteneğine güvenmesidir.

    Bir yetkilendirme modelindeki temel unsurlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;

    1. Her şeyden önce etkin bir liderlik sistemi kurulmalıdır.
    2. Güçlü bir çift yönlü iletişimin kurulması ve desteklenmesi gerekmektedir.
    3. Uygulama grupları oluşturulmalıdır.
    4. Organizasyonun performans yönetimi ile ilgili bir ödüllendirme sistemi kurulmalıdır.
    5. Güvenilir çalışanların desteği gereklidir.
    6. Çalışan ilişkileri içerisinde liderlik takımına ilişkin bir destek hizmeti kurulmalıdır.
    7. Sadece gerekli kritik bilgileri içeren işleme ve ölçüm çatısı kurulmalıdır.



    9.3.Yetkilendirmenin Koşulları ve Kurulabilmesi İçin Gereken Aşamalar

    Yetkilendirme yaratıcı olmalıdır ve üretimdeki değişikliklere uyum sağlamayı, organizasyonun yaşam sürecinde her bir iş görene fırsat sağlamalıdır. Yetkilendirme basit ve açık görünse de, hem teoride hem de uygulamada çok daha fazla karmaşıktır.

    Teorik olarak Covey, yetkilendirme için altı koşul sıralamıştır:

    1.Kişilik 4. Oto kontrol

    2. Yetenek 5. Yardımcı Yapılaşma

    3. Karşılıklı kazanmaya dayalı anlaşma 6. Ölçülebilirlik



    9.4. Yöneticilerin Yetkilendirmeyi Uygulama Sebepleri

    Yöneticilerin iş görenleri yetkilendirmeleri için bir çok neden vardır. Bunları kısaca açıklamak gerekirse;

    * Yönetim ve çalışanlar arasındaki geleneksel iş bölümü kavramı ve bu bölüme destek olan fikirler, iş görenlerin niçin yetkilendirilmediğinin ilk nedenidir.
    * Çoğu yönetici çalışanların izin almaksızın süreci değiştirebilme izni ve bir şans tanıma hakkında yeterli bilgiye sahip değildir.
    * Danışman konumunda olan insanların çoğu lider değil, yönetici olmak istemektedir. Ancak, insanlar yönetilmek değil, yardım etmek istemektedirler.
    * Astların eğitimindeki yetersizlik
    * Öz güveni olmayan yöneticiler iş görenleri yetkilendiremezler. Bu nedenle bir kişi kendisine güveniyorsa diğer kişilere de güvenecektir.
    * Yöneticiler organizasyonda vazgeçilmez olarak görülmektedirler. Bunlar olmaksızın başarının olamayacağı düşüncesi hakimdir.
    * Korkak insanlar diğerlerini yetkilendirmede cesaretsiz olurlar. Eğer yöneticilerde iş korkusu varsa yetkilendirme yapmayacaklardır.

    9.5. Geleneksel Organizasyonlar İle Yetkilendirmenin Uygulandığı Organizasyonlar arasındaki Farklılıklar

    Geleneksel organizasyonlarda yüksek düzeyde hiyerarşi ve örgüt piramidinin sivri olduğu bir yapı söz konusudur. Yetkilendirmenin uygulandığı organizasyonlarda örgüt piramidi oldukça basıktır ve sadece birkaç yönetim basamağı söz konusudur. İşler farklı olarak ve bütün süreç üretim merkezinde daha dar dizayn edilmiştir. Liderlik ve yöneticilik fonksiyonları doğrudan kolay bir biçimde değiştirilebilir. Bilgi akışı çok açıktır ve bilgi paylaşımı vardır. Ödüllendirme kişisel bazda değil grup bazında yapılmaktadır. Aralarındaki farklılıkları özet olarak aşağıda gösterebiliriz.

    Geleneksel Organizasyonlarla Yetkilendirmenin Uygulandığı Organizasyonlar Arasındaki Farklılıklar.



    Unsurlar Geleneksel Organizasyon Yetkilendirmenin Uygulandığı Organizasyon

    Organizasyon Yapısı Sivri/Kişisel Basık/Takım Bazlı

    İş Dizaynı Dar görev Tanımı Bütün süreç/Geniş Görev Tnm.

    Yönetimin Rolü Doğrudan/Kontrol Yönlendirici(coaching)

    Liderlik Yukarıdan Aşağıya Takımlarla Paylaşım

    Bilgi Akışı Kontrollü/Sınırlı Açık/paylaşıma dayalı

    Ödüllendirme Kişisel/Kıdeme göre Takım bazlı/yetenek bazlı

    İş süreci Yöneticiler planları kontrol eder Takımlar planları kontrol eder ve süreç geliştirir.

    ve süreç geliştirir.



    10.TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ’NİN ÖNCÜLERİ

    10.1. Imaı

    Masaaki Imai200’den fazla Japon olmayan ve Japonlarla ortaklık kuran şirketlere, organizasyonlarını yeniden ele almak ve Japon yönetim anlayışını tanıtmak konusunda yardımcı olmuştur. Imai, Japonya’nın ekonomik mucizesinin ardında yatan basit gerçeğin ve üretim proseslerini değişen müşteri ve pazar gereksinmelerine göre hızla adapte edebilen esnek üretim teknolojisinin gerçek nedeninin Kaizen olduğunu iddia etmektedir.

    10.2. Deming

    Japonların kalite prensiplerini geniş ölçekli olarak ele alan ilk Amerikalı yönetim bilincidir. Deming kaliteye “pazarın ihtiyaçlarına uygun olan düşük maliyette, tahmin edilebilir güvenilebilir sonuçların elde edilmesidir.” Şeklinde tanımlar. Deming’in temel felsefesine göre kalite ve üretim arttıkça ürünün çeşidi azalır, her ürün için gerekli malzeme çeşidi artacak ve bunlara istatistiksel kalite kontrolü uygulanacaktır.Demingin kalite ile ilgili 14 ilkesi vardır.

    Demind’in 14 ilkesi;

    1. Hedef Sürekliliği yaratın

    2. Yeni Bir Felsefe Benimseyin

    3. Kaliteye Ulaşmak için Kontrolü Temel Almaktan Vazgeçin

    4. Sadece Fiyatı Temel Alarak İş Verme Uygulamasını Kaldırın

    5. Sürekli Olarak ve Sonsuza Kadar İyileştirin

    6. İş Eğitimini Kurumsallaştırın

    7. Liderliği Kurumsallaştırın

    8. Korkuyu Söküp Atın

    9. Bölümler Arasındaki Engelleri Yıkın

    10. Sloganları ve Nasihatleri Ortadan Kaldırın

    11. Çalışma Standartlarını ve Hedeflerle Yönetimi Ortadan Kaldırın

    12. İnsanların Yaptıkları İşten Gurur Duymalarını Önleyen Engelleri ortadan Kaldırın

    13. Canlı Bir Eğitim Programı Yürütün

    14. Dönüşümü Gerçekleştirmek İçin Herkesi Seferber Edin

    10.3. Crosby

    Crosby’e göre kalite ihtiyaca göre kullanımdır ve gereksiz kullanım maliyeti ile değerlendirilir. Crosby eski yöntemlerde gözden geçirme test etme ile yapılan kalite yönetimi yerine önleyici tedbir deyimini ön plana çıkartmıştır. Buna göre önleyici tedbir mükemmelliği sağlayacak tek sistemdir. Crosby’nin felsefesinde istatistiki olarak kalite kabullerine yer yoktur bu nedenle hatalar kaçınılmazdır.

    10.4. Juran

    İlk olarak “kullanım veya kullanım için uygunluk” terimini buldu ve bunu “özelliklerin uygunluğu olarak ifade edilen kalite tanımından çıkardı. Juran kaliteye olan yaklaşımında kalite üçlemesi teorisinde belirtmiştir. Kalite üçlemesi; Kalite Planlama, Kalite Kontrol ve Kalite geliştirmeden olur.

    10.5. Feigenbaum

    Ürünlerin kötü dizayn edilmesi, yetersiz dağıtılması, yanlış pazarlanması ve müşterinin kullanımına düzgün destek verilmemesi halinde üretimde kalitenin elde edilemeyeceği kavramını geliştirmiştir. FEIGENBAUM’un bu kalitenin organizasyonda yer alan tüm birimlerin sorumluluğu olduğu fikri geliştirilerek toplam kalite kontrolü olarak bilinmeye başlamıştır.



    11. TKY’NİN ETKİLİ OLUP OLMADIĞI NASIL ANLAŞILIR

    Bir TKY girişiminin nasıl gittiğini bulmanın en kötü, ama en yaygın yolu, çalışanların görüşlerini derleyen bir araştırma yapmaktır. Bu yaklaşımı savunanlar, bu tür araştırmalardan değerli bilgiler toplanabileceğini ileri sürerler. Eğer örnek gruplar temsil edici nitelikteyse ve çalışanlar gerçek düşüncelerini söyleyemeyecek kadar korkmuyorlarsa, bu tür araştırmalardan elde edilen bilgilerin değerlerinden kuşku duyulamaz. Yalnız bu sav temel noktayı gözden kaçırmaktır.Çalışanlarla ilgili araştırmalarda ortaya çıkan problem, Yöneticinin TKY faaliyetlerinden uzak durduğunu, neler olup bittiğini öğrenmek için bir araştırma yaptırması gerektiğini göstermesidir. Başka bir deyişle, bu yaklaşım çalışanların TKY’ nin nasıl gittiği konusunda yöneticiden daha çok şey bildiklerini kabul eder. Bir TKY girişiminde yöneticinin olup bitenlerden uzak durması kadar kötü bir şey olamaz.

    TKY’ nin başarılı olabilmesi için yöneticilerin olayların içine her gün doğrudan girmeleri gerekir. Örneğin çalışanlara TKY eğitiminin verildiği derslere katılmalıdırlar. Deming’ in öğretilerini, istatistik araçlarını ve takım stratejilerini, herhangi bir aşamasında eğiticilerden birinin yerini rahatlıkla alabilecek kadar iyi öğrenmelidirler. Grupların toplantılarına sık katılmalıdırlar.

    Yöneticilerin Görevlendirmede önemli sorumlulukları vardır. Yöneticiler bu sorumluluklarını yerine getirirken, görevlendirmenin dört amacı olduğunu akıllarında tutmalıdırlar: 1. Süreçleri iyileştirerek kuruluşun verimliliğini artırmak; 2. Kuruluşun kültüründe değişiklikler yapmak, özellikle de çalışanlara takımlarda çalışırken Deming’in öğretilerini öğrenme, uygulama ve örnek alma konusunda bir çok fırsat sağlamak; 3. Kuruluşun uyum içinde çalışmasına katkıda bulunmak ve 4. Yetkilendirmek.



    KAYNAKLAR
    CAFOĞLU, Zuhal, 1996 Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi. İstanbul: Avni Akyol Vakfı Yayınları

    TERZİ, Ali Rıza, 2000 Örgüt Kültürü. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım

    TOPÇU-BRESTRICH, Emel, 2000 Modernizmden Postmodernizme Dönüşümcü Liderlik. Ankara: Seba Yayınları

    NEJAD, Ferhat-Dordi, 2000 Total Quality Culture . Ankara:

    MERİH, Kutlu, 2000 Örgütlerde Yapısal Değişme.

    MERİH, Kutlu, 2000 Liderlik Bir Sosyal Kalitedir

    ERSEN, Haldun, 1999 Toplam Kalite ve İnsan Kaynakları Yönetim İlişkisi.

    ÇORUH, Mithat, 1999Yüksek Öğretimde Sürekli Kalite İyileştirme.Ankara: Haberal Eğt. Vakfı

    YURTSEVEN, H.Rıdvan, 1988 Stratejik Yönetim Sürecinde Misyon Kavramı.Yönetim,Yıl9, Sayı 29, s:26-33

  3. #3

    Standart

    Toplam Kalite Yönetimi (TKY) Uygulamalarında Kullanılan Teknikler

    SÜREKLİ GELİŞTİRME TEKNİĞİ

    “PDCA” = “PUKÖ” DÖNGÜSÜ (The Shewhart Cycle)
    PDCA döngüsü, kalitede sürekli geliştirmeye yönelik sistematik bir yaklaşımdır.Uygulama adımları
    1- Sürekli geliştirme için bir yaklaşımın planlanması
    2- Planlanmış aktivitelerin uygulanması
    3- Sonuçların kontrol edilmesi
    4- Sonuçlara göre önlem alınması

    FİKİR ÜRETME TEKNİKLERİ

    1- BEYİN FIRTINASI (BRAINSTORMING)
    Spesifik bir problem ya da konu hakkında fikirler listesi üretmek için kullanılan bir grup tekniğidir. Uygulama Adımları
    1- Oturuma başkanlık edebilecek bir başkan belirlenir
    2- Oturumun konusu açık bir şekilde izah edilir
    3- Görüşülecek konu herkesin görebileceği bir yere yazılır
    4- Gruptaki herkes sırayla konu hakkındaki düşüncesini söyler
    5- Mümkün olduğunca az düzeltme yapılarak, düşünceler alt alta yazılır ve numaralandırılır
    6- Hiçbir düşünce üzerine tartışma yapılmamalı ve fikirlere müdahale edilmemelidir
    7- Mümkün olduğunca herkesin katılımı sağlanmalıdır
    8- Gruptaki herkesin “PAS” geçmesiyle oturum sona erer
    9- Oluşturulan fikirler listesi bir kağıda kaydedilir

    2- BEŞ “NEDEN”
    Sürekli olarak “NEDEN” sorusu sorularak bir problemin “KÖK SEBEPLERİ”ni araştıran bir tekniktir. Uygulama Adımları
    1- Problem spesifik bir şekilde açıklanır
    2- Neden olduğu sorulur
    3- Eğer cevap kök bir sebebi açıklamıyorsa tekrar “neden” diye sorulur
    4- Problemin kök sebebi bulunana kadar “neden” sorusuna devam edilirNot : Problemin kişiden kaynaklanan tarafından çok süreç üzerinde yoğunlaşması yararlı olacaktır.·

    KARAR VERME TEKNİKLERİ

    1- ÇOKTAN SEÇMELİ
    Fikir üretme teknikleri ile üretilen fikirleri listesindeki, en önemli düşüncelerin belirlenmesi için kullanılan bir grup tekniğidir. Uygulama Adımları
    1- Her üyeye yaklaşık olarak, listedeki madde sayısının yarısı kadar “oy” verme hakkı tanınır
    2- Her üye sahip olduğu oy sayısı kadar, önemli gördüğü düşünceye oy verir
    3- Oylanan her maddeye bir çetele konur
    4- En çok oyu almış olan ilk 5-6 madde belirlenir

    2- NOMİNAL GRUP TEKNİĞİ
    Bir grubun tüm üyelerinin, kararlarını kullanarak belirlenmiş olan “Yeni Fikirler” listesini öncelik sırasına göre listelemeye yarayan bir metottur. Uygulama Adımları
    1- Listedeki her bir fikir için bir harf belirlenir
    2- Gruptaki her üye, belirlenen bu harfleri bir kağıda yazar
    3- Her üye kendi önceliğini kullanarak, öncelikli listesini oluşturur
    4- Üyelerin oluşturmuş olduğu bu listeler derlenerek, en yüksek öncelikli ve en düşük öncelikli fikirler belirlenir

    3- HEDEF SAPTAMA (BENCHMARKING – KIYASLAMA)
    Bir organizasyondaki süreçleri, bir başka organizasyondaki benzer süreçlerle karşılaştıran bir ölçüm metodudur. Uygulama Adımları
    1- Hem organizasyonunuz hem de sizin için en önemli olan süreci ve o sürecin ölçüm kriterlerini belirleyiniz
    2- Belirlemiş olduğunuz süreci kullanan organizasyonların bir listesini oluşturun
    3- Her bir organizasyondan edineceğiniz spesifik bilgi tiplerini belirleyerek, bilgi toplamak için organizasyonlarla temas kurun
    4- Toplamış olduğunuz bilgileri derleyerek, süreç ölçüm kriterleri sonuçlarını iyiden kötüye doğru sıralayın
    5- Sürecinizi, en iyi ve en kötü durumla karşılaştırarak, farklılıkları belirleyiniz·

    PROBLEM ANALİZ TEKNİKLERİ

    1- AKIŞ DİYAGRAMI
    Bir sürecin ana basamaklarını grafiksel olarak gösteren bir yöntemdir. Uygulama Adımları
    1- Süreci tanımlayın ve sürecin başlangıç ve bitiş noktasını belirleyin
    2- Sürecin yürürlükte olan halini, başlangıçtan bitime kadar tüm safhalarını, uygun semboller kullanarak çizin
    3- Sürecin sizce en ideal ve en etkili olabilecek şeklini çizin
    4- Yürürlükteki süreç akış diyagramı ile, ideal süreç akış diyagramını karşılaştırın
    5- İki akış diyagramı arasındaki farklılıkları belirleyerek bu farklılıkları ortadan kaldıracak düzenlemeleri yapın
    6- Farklılıklara neden olan problemler ortadan kaldırıldıktan sonra, yeni süreç akış diyagramını çizin

    2- SEBEP – SONUÇ DİYAGRAMI
    Analiz edilen problem, objektif, amaç vs. İle bunları etkileyen faktörler arasındaki ilişkiyi grafiksel olarak tasvir eden bir metottur. Balık Kılçığı veya Ishikawa Diyagramı da denir. Bu metot;
    - Olumlu veya olumsuz bir probleme ya da bir çıktıya neden olan faktörleri belirler
    - Sık sık şikayet ve konu dışı tartışmalara meydan vermeksizin spesifik bir konu üzerinde yoğunlaşmayı sağlar
    - Problemin kök sebeplerini belirlemede planlı bir yaklaşım kullanır
    - Yeterli veriye sahip olmayan bölgeleri tanımlar Uygulama Adımları
    1- Analiz edilecek olumlu ya da olumsuz nesne diyagramın sağ tarafındaki kutu içine yazılır
    2- Problem üzerinde etkisi olan kategoriler belirlenir.
    3- Fikir üretme teknikleri de kullanılarak, her bir ana kategorideki faktörler ve alt faktörler belirlenir
    4- Tekrarlanan alt faktörler ve verilere dayanan, etkisi büyük olan faktörler belirlenir
    5- Listeleme önem sırasına göre düzenlenir

    NOT :Sebep – sonuç analizinde, olumsuz objektif yerine olumlu objektif kullanmak daha yararlı olur.
    Kaynak: kalitekontrol.org

    alıntıdır

+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
     

Search Engine Optimization by vBSEO 3.5.0