+ Konu Cevaplama Paneli
Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Bilişim Suçları

  1. #1

    alarm Bilişim Suçları

    BİLİŞİM SUÇLARI



    İbrahim KESKİN

    Beşikdüzü Cumhuriyet Savcısı



    I. Genel olarak
    İnsanlık tarihi, insanlığın gelişimi, gelişim sürecindeki sorun ve bun*lara çözüm üretme, yeni teknolojik gelişimler ile ilerlemektedir. Bu ilerleme içerisinde İnternetin ortaya çıkması ve hızla yayılması, bir çok kavramın yeniden tartışılması ihtiyacını doğurmuştur. İnternet, yazılı ve görsel medya içerisinde, bir çok imkanı kapsayan yeni bir iletişim türü olarak, sanal dün*yanın temelini oluşturmuş ve daha sonraları yeni bir yaşam biçimine dö*nüşmüştür.
    İnternetin doğuşuna askeri gelişmeler sebep olmuştur. ABD ile Sov*yetler Birliği arasındaki soğuk savaş döneminde, olası bir nükleer saldırı sonrası askeri iletişimi sağlayabilmek için, bir ana bilgisayardaki bilgilerin diğer bilgisayarlara aktarılması amaçlanmıştır. Bu amaçla ABD Savunma Bakanlığının bir kuruluşu olan ARPA’nın desteğiyle çalışmalara başlanmış ve Los Angeles, Santa Barbara, Stanford ve Salt Lake City kentlerinde bulu*nan dört büyük bilgisayar arasında bilgi transferi gerçekleştirilmiştir. 1970’li yıllarda sınırlı alan deneyleri yapılan sistem için gerekli protokoller bir kaç kez yeniden yazılmıştır. ABD Savunma Bakanlığının araştırma birimlerin*deki yoğun çalışmalar sonucunda “ARPANET” adı verilen askeri bilgisayar ağı kurulmuştur.[1] ARPANET’in yararının anlaşılması üzerine, sistem za*manla gelişerek world wide web (www)[2] terimini, dünyanın her yerindeki binlerce ‘web sunucuları’ adı verilen bilgisayarlarda kayıtlı milyonlarca dos*yadan oluşan bir bütünü[3] yani İnterneti oluşturmuştur.
    Gelişen bu yeni süreç, bir yandan insan hayatını görece kolaylaştır*maya devam ederken, bir yandan da çözülmesi gerekli birtakım problemlere yol açmaktadır. Siber suç olgusu bunlardan sadece biridir. Suç, insanlık ta*rihi kadar eski bir kavramdır. Toplum tarafından suçun önlenebilmesi için, sürekli çözüm yolları aranmıştır. Her dönemde, dönemin şartlarına göre şe*kil alan suç ve suçlu kavramları günümüzde teknolojik gelişime paralel farklılaşmalar göstermektedir. Bilişim teknolojisinin gelişmesi ve bilginin eskiye göre daha hızla yayılması, önem kazanması, bilginin ekonomik, sos*yal, siyasal değerinin artması, bu değerler üzerinde kolay yoldan hak sahibi olmak isteyen kişileri, bilişim teknolojisi marifetiyle suç işler hale getirmiş*tir.
    İnsanlar, yüz yüze görüştüğü bir insana karşı söyleyemeyeceği sözleri, yapamayacağı davranışları, onu görmeden daha rahat yapar. Bu insan psi*kolojisinin doğal bir sonucudur. Bilgisayar başında suç işleyen insan mağ*durla yüz yüze değildir. Çoğu kez de hiç tanımamaktadır. Bu yüzden bu tip suçlar daha kolay işlenebilmektedir.
    Gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri hayatın tüm alanlarında büyük değişikliklere sebep olmakta, bu teknolojilerin ortaya çıkardığı yeni araç ve hizmetler hızla insanlığın tüm yaşamını etkilemeye devam etmektedir. Bili*şim teknolojileri ve sunduğu hizmetler nitelikleri gereği sadece devletlerin milli düzenlerini değil tüm dünyayı etkilemektedir. Bu sebeple gelişmiş ül*keler ve uluslararası örgütler, bu alanda işbirliğine giderek ortaya çıkan veya çıkabilecek sorunlara çözüm aramaya çalışmaktadır. Özellikle son çeyrek yüzyılda çok büyük gelişme gösteren bilişim teknolojileri, sağladıkları bü*yük faydaların yanında beklenmeyen sonuçlar da doğurmaktadır. Bilgi tek*nolojisinin gelişmesiyle birlikte İnternet, hizmet sağlayıcı, içerik sağlayıcı ve erişim gibi hukukun tüm dallarını ilgilendiren yeni kavramlar ortaya çık*maktadır. Sağlanan hizmetler ve ortaya çıkan yeni suçlar karşısında ceza hukukunun klasik düzenlemeleri çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Bunun da ötesinde, bilişim teknolojilerinin çok hızlı değişmesi ve gelişmesi ile coğrafi alanda, sınır tanımaz niteliği olan bu suçlarla ilgili yapılmaya çalışılan yeni düzenlemeler yetersiz kalmaktadır.
    İnceleme yazımızda, bilgisayar ve İnternetin, suç işlemede araç olarak kullanılması, suç işleyen kişilerin işledikleri suç tipleri, gerekli ulusal ve uluslararası yasal düzenlemeler, ülkemizde durum ve uygulamalar ele alına*caktır.
    II. Tarifi
    Bilişim kelime anlamı olarak; insanoğlunun teknik, ekonomik ve top*lumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimidir.[4]
    Bilişim suçu;
    Bilgisayar, çevre birimleri, pos makinesi, cep telefonu gibi her türlü teknolojinin kullanılması ile işlenilen suçlardır.[5]
    “Bilginin, programların, servislerin, ekipmanların veya haberleşme ağlarının yıkımı, hırsızlığı, yasa dışı kullanımı, değiştirilmesi veya kopya*lanmasıdır.” (Perry, 1986)
    “İşlendiği takdirde faile çıkar elde ettirecek bir şeyler kazandıran ya da kurbana kaybettiren, aynı zamanda bilgisayar kullanımı veya teknolojisi bilgisini içeren herhangi bir kasıtlı davranıştır.” (Parker, 1989)
    “Güvenliğin yetersiz ve ihbar etme isteksizliğinin çok olduğu, tespit olasılığının ise oldukça düşük bulunduğu çoğunlukla gizli suçlar*dır.” (Tenhunen, 1994)
    “Bilişim suçu (veya bilgisayarların kötüye kullanımı) bilgisayarın ki*şisel çıkar elde edinimi için kullanılmasıdır.” (Strothcamp, 1998)[6]
    Bilişim suçlarıyla ilgili olarak karşımıza birçok tanım çıkmaktadır. Tüm bunlar birbirinden ayrı bir tanım olmakla beraber, bilişim suçları terimi kullanıldığında bahsedilen, bu teknolojileri kullanarak işlenen tüm suçları kapsamaktadır.[7]
    Dünyada bu suçlarla ilgili olarak “computer crimes”, “cyber crimes”, “IT (information technologies) crimes”, “crime of Networks” gibi tanımla*malar ya*pılmaktadır.[8]
    Bilişim suçları, halk deyimi ile bilgisayar suçları olarak tanımlanabil*diği gibi “iletişim suçları”, “İnternet suçları”, “dijital suçlar”, “teknolojik suçlar” gibi tanımlamalar da yapılmaktadır. Bu nitelemelerde bilgisayar suçları, İnternet suçları, siber suçlar, yüksek teknoloji suçları kavramlarıyla tanımlanmaya çalışan suçlardan, hangisinin tam olarak neyi ifade ettiği ko*nusunda da ortak bir görüş henüz oluşmamıştır.[9] Bilişim suçlarının net ola*rak çizgileri çizilmemiştir, gelişen teknolojiyle birlikte bilişim suçları da değişmektedir. Ancak biz tanımlamalara konu bu kavramların hepsini genel olarak “bilişim suçu” olarak adlandırabiliriz.[10]
    Bilgisayar suçları ya da bilişim suçları konusunda herkesin ittifak et*tiği bir tarif yoksa da en geniş kabul gören tarif, Avrupa Ekonomik Toplu*luğu Uzmanlar Komisyonunun Mayıs 1983 tarihinde Paris Toplantısı’nda yaptığı tanımlamadır. Bu tanımlamaya göre; bilişim suçları, bilgileri otoma*tik işleme tabi tutan veya verilerin nakline yarayan bir sistemde gayrika*nuni, gayriahlaki veya yetki dışı gerçekleştirilen her türlü davranıştır.
    Tarifinde olduğu gibi bilişim suçlarının tasnifinde de bir birlik yoktur. Konu ile ilgilenen kimi uzmanlar bu kapsama girmesi muhtemel fiilleri saymakla yetinmekte ve gruplara ayırarak tasnife gerek görmemekte, bazı uzmanlar ise bu suçları iki, üç ya da dört ana başlık altında incelemektedir.[11]
    III. Suç tipleri

    İnternet gibi uluslararası bilgisayar ağları, bilinen klasik suç tiplerinin gerçekleşmesine elverişli ortam hazırlarken meydana gelen bazı eylemler dolayısıyla da yeni suç türleri yaratan bir alan olarak ta karşımıza çıkmakta*dır. Hakaret, sövme, müstehcen yayınlar, çocuk pornografisi, suç işlemeye tahrik, adliye aleyhine, devlet güvenliğine karşı bazı suçlar, Devlet kuvvetle*rini tahkir, Devlet memurlarına hakaret, yalan haber yaymak, Basın Kanunu ve ceza kanununda yer alan bir çok suçu bilgisayar ağları üzerinden işlemek mümkündür.[12] Hatta insan öldürmeye azmettirme suçu bile İnternet üzerin*den işlenebilir.
    Hukuki açıdan bilişim suç tiplerini iki şekilde tasnif edebiliriz. Birin*cisi; geleneksel suçların bilgisayar yolu ile işlenmesi, diğeri ise yeni tekno*lojiler ile birlikte ortaya çıkan suç tipleridir.[13]
    1. Bilgisayar yolu ile işlenen suç tipleri
    Bilgisayar yolu ile işlenen suç türleri,[14] TCK’da suç teşkil edecek tüm suçları kapsayabilmekte veya bu suçlara zemin hazırlamaktadır.[15] Bu suçlar; hırsızlık, hakaret, müstehcen yayınlar, suç işlemeye tahrik, yalan haber yaymak, basın, ticari ve özel ilişkileri zedeleme gibi sınırlı sayıda olmayıp, günden güne değişiklikler göstermektedir.
    İnternet üzerinden işlenen suçların büyük bölümü kredi kartı numara*larının çalınmasıyla yapılan hırsızlıklardan oluşmaktadır. Dolandırıcılıkların yüzde 90’ı İnternet üzerinden yapılan alışverişler sırasında gerçekleştiril*mektedir. Araştırmaya göre en yaygın suçlardan biri de mali kurum ya da daha çok üçüncü dünya ülkelerinde rastlandığı gibi, hükümet kuruluşu kim*liğine bürünerek yardım toplamak bahanesiyle para hırsızlığı etmektir.

    Bilgisayar kullanımının artması ve bu alandaki teknolojinin gelişme*siyle birlikte sanal alemdeki nitelikli suçlar hızla çoğaldı. Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Bilişim Suçları Araştırma Büro Amirliği verilerine göre, Türkiye’de işlenen bilişim suçları yıllar itibariyle hızla artış göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, Türkiye’deki bilgisayar suçlarının, lisans haklarının ihlali, dolandırıcılık, sahtecilik, yasa dışı yayın*lar ve bilgisayar sabotajı şeklinde geliştiğini göstermektedir.
    2. Yeni teknolojiler ile birlikte ortaya çıkan suç tipleri
    Bu alandaki suç tipleri ayrımında, 11.06.1999 tarihinde Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği tarafından hazırlanan Bilişim Suçları Raporu esas alınarak, altı başlık altında inceleme yapılabilir.[16]
    a. Bilgisayar sistemlerine ve servislerine yetkisiz erişim ve din*leme
    Günümüzde daha modern bir yapıya ulaşan iletişim kavramı artık bil*gisayarlar üzerinden yapılmakta ve hatta kişilere ait önemli bilgiler bu or*tamda iletilebilmektedir. Kişilerin, bankaların, hastanelerin, hatta güvenlik ve istihbarat birimlerinin tutmuş olduğu bilgiler bilgisayarlarda saklanmak*tadır. Bu bilgilere ulaşma yine bilgisayar teknolojileri kullanılarak yapıl*maktadır. İşte bu noktada gizlilik gerektiren bilgilere yetkili kişi dışında yapılan erişimler bu suç tipine girmektedir. Erişim haricinde, haberleşme amacıyla kurulu iki bilgisayar sisteminin iletişiminin dinlenmesi de aynı şekilde değerlendirilmektedir. İletişimin dinlenmesi; sadece bilgisayar ba*şındaki iki kişinin birbiri ile görüşmesi olarak düşünülmemelidir. Birbirine bilgi gönderen ve uyum içinde çalışan bilgisayarların ağ içinde göndermiş oldukları bilgilerin izlenmesi de dinleme olarak değerlendirilmelidir.
    b. Bilgisayar sabotajı
    Bilgisayar sabotajı yetkisiz erişimden ileri bir safhadır. Zira yetkisiz erişimde bulunan birisi sadece pasif bir davranışta bulunup özel hayatın giz*liliğini bozmuş olur. Ancak bilgisayar sabotajı, erişimden sonra elde edilen bilgilerin silinmesini ve değiştirilmesini içerir. Bu suç tipi iki şekilde karşı*mıza çıkmaktadır. Birincisi; yine bilgisayar teknolojileri kullanılarak erişilen bilgilerin silinmesi, yok edilmesi ve değiştirilmesidir. İkincisi ise bilgisayar teknolojileri kullanılmadan direkt olarak bilgilerin tutulduğu bilgisayarı veya bilgisayar sistemlerini fiziksel zarara uğratmaktır. Burada yapılan mala karşı değil, bilgisayar içindeki bilgilere karşı yapılmış bir hareket bulunmaktadır. Zira çoğunlukla bilgiler bilgisayarlardan daha değerlidir. Zarar verme gü*düsü ile hareket etmenin yanı sıra kendi sınırlarını test eden bilgisayar kor*sanları da bulunmaktadır. Eski bir bilgisayar korsanı olan Kevin Mitnick bir röportajında; “Bir sistemi kırmak Everest’e tırmanmak gibi bir şey. Ben hır*sızlık yapmak ya da para çalmak için korsanlık yapmadım. Sadece kendi sınırlarımı görmek ve nerelere ulaşabileceğimi test etmek için denemelerde bulundum.” demiştir. Yetkisiz erişim ve yasa dışı dinlemeler halen adli so*ruşturmalara yeterince konu edilmemiştir. Bir virüs aracılığıyla, Truva Atı görevini yapan Trojan[17] adlı küçük programlarla veya sistemdeki açık kapı*ları kullanarak bilgisayarlara girmek mümkündür. Bu yolla hem bilgi akta*rımı hem de yasadışı dinleme yapma imkanı elde edilebilir.
    c. Bilgisayar yoluyla dolandırıcılık
    Dolandırıcılık suçunun bilgisayar ve iletişim ortamları üzerinden ya*pılmasıdır. Bilgisayar yoluyla dolandırıcılık en çok kredi kartlarının kulla*nılmasıyla yapılmaktadır. Bunun için üretilmiş birçok “Cart generator” prog*ramı bulunmaktadır.[18] Bunlar programlar sayesinde İnternet üzerinden alışve*riş yapılırken, istenilen kredi kartı şirketi için olası kredi kartı bilgileri üretilmekte ve bu olaydan kredi kartı sahibinin haberi bile olmamaktadır. Bununla beraber yine finans bilgilerinin tutulduğu programlarda yapılan değişiklikler ile istenilen kişinin hesabına istenildiği kadar para aktarımı yapılabilmektedir.
    d. Bilgisayar yoluyla sahtecilik
    Klasik olarak bilinen sahtecilik suçunun, yüksek teknoloji ürünü ci*hazlar kullanılarak işlenmesidir. Bilişim suçları tanımı içerisinde, bu suçlara bakıldığında diğer sahtecilik suçlarından ayırt edebilmek için, bilgisayar yoluyla sahteciliği ayrı olarak ele almak gerekmektedir. Çünkü; bilgisayar kullanımı ile üretilmiş para ve kıymetli evraklarda sahtecilik suçunda, olay yerinde delil niteliği teşkil edecek bilgilerin bulunması çok zordur ve bu delillerin toplanması ve soruşturulması teknik bir olay olarak karşımıza çık*maktadır.
    e. Kanunla korunan bir yazılımın izinsiz kullanımı
    Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda eser olarak kabul edilen bilgisayar yazılımlarının[19] lisans haklarına aykırı olarak kullanılmasıdır. Bilgisayar yazılımları satın alınırken üzerinde gelen lisans sözleşmesine göre bir yazı*lımın bir veya birkaç adet kopyasının, ancak satın alan şahıs tarafından ya*pılacağı ve bu yazılımın başka bir kişi tarafından kopyalanmayacağı ve ki*ralanmayacağı belirtilmektedir. Bu sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle, eserin çoğaltılması bu suç tipini oluşturmaktadır.

    f. Yasa dışı yayınlar
    Yasadışı unsurların yayınlanması ve dağıtılması maksadı ile bilgisa*yar sistem ve ağlarının kullanılmasıdır. Yasaklanmış her türlü materyalin, web sayfaları, elektronik postalar, kayıt yapılabilen sistemler vasıtasıyla saklan*ması, dağıtılması ve yayınlanmasıdır.
    Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte birçok yeni suç tipinin ortaya çık*tığı ve çıkacağı da unutulmamalıdır.
    IV. Uluslararası düzenlemeler
    1. Genel düzenlemeler
    Bu hususta en önemli uluslararası düzenleme, 23.11.2001 tarihinde imzaya açılan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesidir.[20] [21] Sözleşmeyle, Avrupa Konseyine üye ülkeler arasında ortak bir ceza politikasının oluştu*rularak, toplumun bilişim suçlarına karşı korunması, bu amaçla ulusal mev*zuatlarda gerekli düzenlemelerin yapılması uluslararası alanda da işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Sözleşmeyle, bilişim alanına ilişkin olarak bir takım terimlerin tanımı yapılmakta, bilişim ortamında veya bilişim ağı sis*temleri vasıta kılınarak işlenebilecek suçlar düzenlenerek bu suçların soruş*turulma usulüne ilişkin bir takım hükümlere yer verilmektedir. Ayrıca söz*leşmeyle uluslararası işbirliği düzenlenmekte ve bilişim ağında hizmet ve*renlerin yükümlülüklerine yer verilmektedir.[22]
    Kısaca özetlersek, Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi, İnternet suçlarına karşı ortak bir politika belirlenmesini ve taraf ülkelerin İnternet suçlarına karşı ulusal yasalarında ortak düzenlemelere gitmesini, İnternet üzerinde çocuk pornosunun önlenmesini, bilgisayar bağlantılı yolsuzluklar ve telif hakkı ihlalleriyle mücadeleyi öngörmektedir. Sözleşmeye sonradan ilave edilecek ek protokolle, İnternet üzerinden ırkçı ve yabancı düşmanlı*ğını körükleyen yayınların ve propagandaların önüne geçilmesi de öngörül*mektedir. Sözleşme ülkemiz tarafından henüz imzalanmamıştır.
    Avrupa Birliğinin, 2000/31 sayılı Bilgi Toplumu Hizmetlerinin, Özel*likle Elektronik Ticaretin Ortak Pazardaki Bazı Yönleri Hakkında Di*rektifi ve 1997/66-2002/58 sayılı Elektronik İletişimde Kişisel Verilerin İzlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Yönergesi ile üye ülkeler için konuya ilişkin bir*takım yükümlülükler öngörülmüştür. AB’nin 2000/31 sayılı e-tica*ret direk*tifi ile bilgi toplumu alanında hizmet verenlerin tabi olacakları hü*kümler, genel bilgilendirme yükümlülükleri, ticari iletişim için gerekli şart*lar, isten*meyen elektronik iletiler, elektronik vasıtalarla yapılacak sözleş*melere uy*gulanacak kurallar ve sözleşme öncesi verilmesi gerekli bilgiler, ara hizmet sunucularının sorumlulukları ve mesleki davranış kurallarına ilişkin olarak üye ülkelere birtakım sorumluluklar yüklenmektedir.
    Elektronik İletişimde Gizliğinin Korunması Yönergesinde ise; Toplu*luk içinde elektronik iletişim ekipmanları ile elektronik iletişim vasıtasıyla işlenen kişisel verilerin, temel haklar ve özgürlüklerin korunması ilkesi de dikkate alınarak eşit seviyede korunmaları ve bu şekilde serbest dolaşımları*nın sağlanması amaçlanmakta, bu çerçevede elektronik iletişime ilişkin bir kısım tanımlar yapılarak iletişimin gizliliğinin korunması, gerekli güvenlik tedbirleri, trafik bilgilerinin saklanması gibi konularda hükümler içermekte*dir.[23]
    2. Çocuk pornografisi
    Çocukların cinsel yönden istismarına yönelik çocuk pornografisi, İnternet ortamında sık rastlanan bir suç tipidir. Ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler[24] bu alanda bazı hukuksal düzenlemeler yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
    a. Çocuk Hakları Sözleşmesi
    192 devletin imzaladığı bu Sözleşme, 1994’de yürürlüğe girmiştir. Sözleşme 18 yaş altındaki herkesi çocuk kabul etmektedir. Sözleşmenin 34 ve 35’inci maddeleri devletleri, çocukları fuhuş, pornografi ve seks ticaretini içeren cinsel sömürünün tüm biçimlerinden korumaya zorunlu kılmaktadır.
    b. Çocuk satışı, çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisiyle ilgili ihti*yari protokol
    Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 115 ülke tarafından imza*lanmıştır. Çocuk satışı, çocuk fuhuşu ve çocuk pornografisini yasaklayan bu protokol, taraf devletlere, yasaklanmış bu eylemler üzerinden yargılama yetkisi, bu suçları işleyenlerin iadesi, suçluların takibinde işbirliği, cinsel sömürüye maruz kalan çocuklara destek sağlama yükümlülükleri getirmek*tedir.
    c. İnsan ticaretinin, özellikle kadın ve çocuk ticaretinin durdurul*masına ve cezalandırılmasına ilişkin protokol (palermo proto*kolü)
    2003 yılında imzalanan bu protokol, sınır aşan örgütlü suçlara karşı BM Sözleşmesine eklenmiştir.

    d. 182 numaralı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi
    2001 yılında, 174 üye devlet tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir. Kölelik, çocuk ticareti, çocuk fuhuşu, çocukların yasadışı eylemlerde kulla*nımı ve çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı işlerde çalıştırılması, fahişelikle, pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterimlerde kullanılması gibi çocuk işçiliğinin en kötü bi*çimde kullanılmasını engellemeyi amaçlamaktadır.
    e. Stockholm Deklarasyonu ve Eylem Planı
    Türkiye çocuk ticareti ve cinsel sömürüsüyle mücadele taahhüdü olan bu planı 1996 yılında kabul ederek 2001 yılında Yokohama’da yenilemiştir. Plan, çocuk pornografisini sadece bulundurmayı bile dağıtım amaçlı bulun*durma suçu kapsamına almayı devletlere tavsiye etmektedir.
    Çocuk pornografisi suçu, uluslararası düzeyde ağır bir suç olarak ka*bul edilip uzun süreli hapis cezası da dahil olmak üzere ağır yaptırımlarla karşılanırken, 765 sayılı TCK’nın yürürlükte olduğu dönemde, ülkemizde genel olarak müstehcen yayınları düzenleyen, müeyyide olarak para cezasını ihtiva eden TCK’nın 426’ncı maddesi hükümleri kapsamında yaptırım altına alınmıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 34’üncü maddesine göre; çocuğun yasa*dışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanması, ço*cukların, fuhuş ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömü*rülmesi, çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanı*larak sömürülmesini önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili veya çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemin alınması zorunlu iken ülkemizde bu tür faaliyetlerin engellenmesi amacı ile ulusal düzeyde ve çok taraflı iliş*kilerde her türlü önlemi alma mükellefiyeti altındadır.
    19 Eylül 2001 tarihinde, Avrupa Konseyinin siber suçlarla ilgili ola*rak hazırladığı Siber Suç Sözleşmesinin 9’uncu maddesi, “Çocuk pornogra*fisi ile ilişkili suçlar” konusunu düzenlemektedir. Henüz bu Sözleşme Tür*kiye tara*fından kabul edilmemekle birlikte bu maddede ortaya konulan esaslar*dan da yararlanarak çocuk pornografisi ile ilgili, ağır müeyyideler içeren düzenleme yapılması gerekir.[25] Çocuk pornografisi, 5237 sayılı TCK’nın 226’ncı maddesi ile yaptırım altına alınmıştır.
    V. Mukayeseli hukukta bilişim suçları[26]

    Bilişim suçlarıyla ilgili ilk yasa tasarısı, ABD Kongresine 1977 yı*lında verilmiştir. Bilgisayarın anavatanı olması nedeniyle, ABD bilişim suçlarıyla ilk defa karşılaşan ülke olmuş, bu sebeple de yasal düzenlemeler ve uygulamalar açısından önemli mesafeler almıştır.
    Dünyada bilişim suçlarıyla ilgili düzenlemelerde iki ayrı metodun kullanıldığı görülmektedir. ABD, İngiltere, İrlanda ve Portekiz gibi ülke*lerde mevcut kanunlardan ayrı olarak yeni ve özel düzenlemeler oluşturul*maktadır. Almanya’nın öncülük ettiği diğer sistemde ise suç teşkil eden fiil*ler mevcut kanunlar dahilinde incelenmekte ayrı kanunlar çıkarılmamakta*dır. Bu sistemde suç tarifleri bilişim suçlarını kapsayacak şekilde değiştirile*rek veya kanunlara yeni fiiller eklenerek karşılaşılan sorunlar çözülmeye çalışılmaktadır.
    ABD’de ilk defa 1984 yılında Erişim Aygıtlarını Taklit Etme, Bilgisa*yar Dolandırıcılığı ve Bilgisayarı Kötüye Kullanma Kanunu ile Kredi Kartı Sahtekarlığı Kanunu yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, Elektronik Haberleşme Gizlilik Kanunu (1986), Bilgi ve Teknoloji Kanunu, Ulusal Bilgi Altyapısı Kanunu (1992), İletişim Ahlak Kanunu (1996), İnternette Kumarın Önlen*mesi Kanunu (1997), Çocukların On-line[27] Yayınlardan Korunması Kanunu (1998), Anti-Terörizm Kanunu (2001) gibi hukuki düzenlemelerde mevcut*tur.
    Fransa’da ise bilişim suçları önceleri, ceza yasasındaki hırsızlık, inancı kötüye kullanma ve dolandırıcılık gibi mal aleyhine işlenen bazı suç*larla karşılanmaya çalışılmış, daha sonra 1988 yılında ilk kez bilişim suçla*rına ilişkin düzenleme yapılmıştır. Bu kanunda suça teşebbüs ve iştirak gibi ge*nel hükümlerin yanında, haksız yere bir bilgisayara girme veya sistemde haksız yere kalma, sistemdeki verileri tahrip etme, değiştirme, yok etme veya başka veri yükleme, sistemin işleyişini engelleme veya bozma, bilgisa*yar belgelerinde sahtekarlık yapma, böyle bir belgeyi bilerek kullanma şek*linde beş tür bilişim suçu oluşturulmuştur. 1993 tarihinde yürürlüğe giren yeni ceza kanununda ise konu, Bilgileri Otomatik İşleme Tabi Tutmuş Sis*temlere Yönelik Saldırılar başlıklı fasıl içerisinde düzenlenmiştir.
    Almanya’da bilişim suçları ayrı bir yasayla değil, ceza yasası içeri*sinde düzenlenmiştir. Ancak konuya ilişkin başka yasalar da bulunmaktadır. Alman Ceza Kanunundaki düzenlemelerde, bilişim suçları Kıta Avrupası sistemine bağlı kalınarak korunan hukuki yararlara göre ilgili bölümler içeri*sinde hükme bağlanmıştır. Örneğin yetkisiz erişime karşı özel olarak koru*nan bilişim sistemine yetkisiz girme suçunu düzenleyen madde, sır aley*hinde işlenen suçlar arasında yer almıştır. Aynı şekilde verilere zarar ver*meye ilişkin madde ve bilgisayar sabotajıyla ilgili madde nası ızrar suçları arasında düzenlenmiştir. 1997 yılında kabul edilen “Teleservisler Kanunu” ile İnternet yayınlarından doğan ceza sorumluluğunun esasları belirlenmiştir. Buna göre İnternette yer alan içeriğin suç unsuru ihtiva etmesi durumunda içerik sağlayıcı genel hükümlere göre sorumlu kabul edilmektedir. Kanunla erişim sağlayıcılarının ceza sorumluluğunun olmadığı hüküm altına alınmış, servis sağlayıcıların ise ana bilgisayarlarında depoladıkları başkalarına ait illegal içerikli bilgilerin bu niteliğinden haberdar olmaları ve ayrıca bu bil*gilerin İnternet üzerinden erişilebilir kılınmasını teknik olarak önleme ola*nağına sahip bulunmaları halinde bu bilgilere erişimi önlemezlerse, belirti*len ihmali davranışlardan dolayı sorumlu tutulabileceği hüküm altına alın*mıştır.

  2. #2

    Standart

    VI. Sayılarla bilişim suçları
    Internet Crime Complaint Center (İnternet Suçları Şikayet Merkezi), NW3C[28] ve FBI’ın[29] ortak hazırladığı 2006 İnternet Suçları raporunda, geçti*ğimiz yılın önde gelen İnternet suçları açıklanmıştır. Elde edilen veri*lere göre; açık artırma dolandırıcılığı, % 44.9, gönderilmeyen mal, % 19, çek dolandırıcılığı, % 4.9, kredi kartı dolandırıcılığı, % 4.8, bilgisayar do*landı*rıcılığı, % 2.8, güven istismarı, kandırmaca, % 2.2, finansal kuruluş sahte*karlığı, % 1.6, kimlik hırsızlığı, %1.6, yatırım ortaklık dolandırıcılığı, % 1.3 ve çocuk pornografisi, % 1.0 olarak sıralanmıştır.[30]
    Ülkemizde, İnternette çocuk pornosu, şantaj, hakaret, banka soygun*culuğu gibi suçlar, sadece üç yılda yüzde ikibin artış göstermiştir. Lisans hakları ihlali içinde en yüksek oranı, % 82 ile filmlerin kopya edilmesi oluşturmaktadır. Bilgisayar oyunları ve müzik CD’lerinin çoğaltılması ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda eser olarak kabul edilen bilgisayar yazı*lımlarının, lisans haklarına aykırı olarak kullanılması da lisans hakkı ihlalleri arasında sayılabilir. Yazılım korsanlığına karşı hukuki işlemlerini yürüten BSA[31] verdiği rakamlara göre Türkiye’de lisanssız yazılım kullanımı yüzde 80’lerin üzerindedir.[32]
    INTERPOL[33] verileri, yasa dışı yayın suçları arasında ilk sıranın % 40’la ço*cuk pornografisine ait olduğunu göstermektedir. Genel anlamdaki pornog*rafik yayınların oranı da %25’dir. Bunlar, daha çok İnternet kafeterya gibi or*tamlarda pornografik içeriklerin gösterimi ve CD’lerinin satışından oluşu*yor. Terör içerikli web sayfaları hazırlanması suretiyle işlenen suçların oranı ise % 30 civarındadır. Şikayete bağlı suçlardan kişilik haklarına saldırı ve hakaret ise % 5 oranındadır.
    VII. Ülkemizde bilişim suçları

    Ülkemizde bilişim suçları oranlarına ilişkin Devlet İstatistik Enstitüsü verileri dışında, sağlıklı istatistik verileri içeren bir çalışma bulunmamakla birlikte, gerekli önlemlerin alınması ve yapılması zaruri görülen yasal çalış*malara hazırlık teşkil etmesi bakımından bu çalışmanın bir an önce yapıl*ması şarttır.
    Bu alanda yapılan şikayetlere konu olan ilk olaylar 1998 yılından son*rasına rastlamakta olup, kendi adına porno site açılması, elektronik posta*larla hakaret, İnternet sitesinde banka aleyhine yayın yapılması sureti ile 4389 sayılı Bankalar Kanununa muhalefet, elektronik posta adresi ve şifresi öğrenilen müşteki tarafından gönderiliyormuş gibi başkalarına elektronik postalarla hakaret ve tehditte bulunulması, bir servis sağlayıcı şirkete ait alışverişle ilgili web sitesinin çökertilmesi, bayan olan müştekinin telefon*ları, adresi ve kimliğinin, diğer özelliklerinin bir İnternet sitesinde ilan tar*zında verilerek müştekinin telekız olarak tanıtılması, böylece yoğun bir tele*fon trafiği ile karşı karşıya bırakılarak taciz edilmesi, erkek olan müştekinin kimliği, telefonları ve adresinin bir İnternet sitesinde yayınlanarak cinsiyeti ile ilgili yanlış bilgi verilmesi, bir İnternet haber sitesinde, kamu görevlisine yaptığı görevden dolayı haber verme sınırları aşılarak hakarette bulunulması, devlet kurumlarının aşağılanması, müstehcen yayın yapılması olarak sırala*nabilir.[34]
    1. 765 sayılı Türk Ceza Kanunundaki düzenleme

    Hukukumuzda bilişim suçları, mülga 765 sayılı TCK’da 06.06.1991 tarihli ve 3756 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ilk defa düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle 765 sayılı TCK’ya “Bilişim Alanında Suçlar” adı altında 525/a, b, c ve d maddele*rinden oluşan bir bap eklenmiştir.
    Bu Kanun döneminde İnternet ortamında da suç sayılabilen eylemler ve ilgili cezaları özetleyecek olursak;
    Bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutmuş bir sistemden, program*ları, verileri veya diğer herhangi bir unsuru hukuka aykırı olarak ele geçir*mek (madde 525/a), bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi veya verileri kısmen veya tamamen tahrip etmek (madde 525/b), sahte bir belgeyi oluşturmak için bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutan bir sistemi tahrif etmek (madde 525/c), Devlete ve devlet kurumlarına hakaret (madde 158, madde 159), dini değerlere hakaret (madde 175), resmi memurlara görev*leri dolayısı ile hakaret (madde 266), suç sayılan eylemleri övme ve suça teşvik etme (madde 312), hakaret (madde 480, 482), müstehcenlik (madde 426) olarak sıralayabiliriz.
    2. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundaki dü*zenleme

    23.02.1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3’üncü maddesinde mal; “… elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayrimaddi malları” da içerecek şekilde tanımlanmış, 9/A maddesiyle de mesafeli sözleşmelerin “…görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kulla*nılarak” ger*çekleştirilebileceği, elektronik ortamda yapılan sözleşmelerin teyit işlemle*rinin yeni elektronik ortamda yapılabileceği hüküm altına alın*mıştır. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununun 16’ncı maddesiyle imza oluşturma verile*rinin izinsiz kullanımı ve 17’nci maddesiyle elektronik ser*tifikalarda sahte*karlık suç haline getirilmiş bulunmaktadır.
    Yine İnternet üzerinden tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı beyanlarda bulu*narak haksız rekabete neden olma 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 64’üncü maddesi ile yaptırım altına alınmıştır.
    3. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki düzenleme
    5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun “Tanımlar” başlıklı 1/B maddesinin (g), (h), (ı) bentlerinde “Bilgisayar programı”, “Arayüz”, “Ara işlerlik” kavramlarının açıklamaları yapılmış, Fikir ve Sanat Eserleri*nin Çeşitleri başlıklı bölümde yer alan 2’ nci maddesinde “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisa*yar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşu*luyla bunların hazırlık tasarımları” da “eser” sayılarak bilgisayar prog*ramlarına yönelik bu kanun kapsamındaki fiiller de suç sayılmıştır.
    4. 5187 sayılı Basın Kanunundaki düzenleme
    4756 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Ka*nunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Ek 9’uncu maddesi ile 5680 sayılı Basın Kanununa “Bu Kanunun yalan haber, hakaret ve benzeri fiiller*den do*ğacak maddî ve manevî zararlarla ilgili hükümleri, bilişim tek*noloji*leri ve İnternet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elekt*ronik bülten vb. suretiyle yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz gö*rüntü ve benzerleri hakkında da uygulanır.” hükmü eklenmiş, 5680 sayılı Basın Kanununu 5187 sayılı Basın Kanununun 30’uncu maddesi ile yürürlükten kalkmış, İnternet yayıncılığı ile ilgili bu hüküm, 5187 sayılı Kanunda yer almamıştır.
    İfade özgürlüğü ve İnternet yayıncılığı “Haber verme hakkı” olayla*rın anlatılması, olaylarla ilgili görüş, eleş*tiri, yorum haklarını kapsar. İfade öz*gürlüğünün ne zaman, nasıl hangi ko*şullarda sınırlandırılabileceği veya bir başka deyişle bu özgürlüğünün kulla*nılmasının koşullarının neler olduğu İHAS’nin 10’uncu maddesinin ikinci bölü*münde gösterilmiştir. Öncelikle ifade özgürlüğünün çerçevesi çizilirken, ulusal güvenlik, ülke bütünlüğü, kamu emniyeti, suç işlenmesi ve düzensiz*liğin önlenmesi, genel sağlığın korunması, genel ahlakın korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının ön*lenmesi, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, yargı organlarının otorite ve tarafsızlığının sağlanması şeklinde beliren ölçütler önemlidir. Bu özgürlüklerin kullanılması, ödevler ve so*rumluluklar ile yürütülür. Bu öz*gürlüklerin kullanılmasının sınırı söz konu*sudur. Başka deyişle, kamusal makamlar, bu özgürlüklerin kullanılmasına müdahalede bulunabilirler.
    Avrupa Komisyonu Bakanlar Komitesince İnternette İletişim Özgür*lüğü Deklarasyonunda da belirtildiği gibi AİHS’nin 10’uncu maddesinde güvence altına alınan temel hak olarak düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin üye devletlerin taahhütleri belirterek, demokratik ilkelerin aksine siyasal neden*ler ya da başka saiklerle kamunun İnternet erişiminin sağlaması ge*rektiği belirtilmiştir.
    Yapılacak yasal düzenlemede İnternetin diğer kitle iletişim araçları bakımından kendine özgü yapısı göz önüne alınmalıdır. Bu alan tekniği, alt yapısı, işleyiş biçimi, uluslararası niteliği, suç yeri ve zamanı, sorumlu ola*bilecek kişiler yönünden yazılı basındaki yayıncılıkla asla bağdaşmayan özgün bir yayıncılıktır. Bu noktada yapılması gereken, İnternette yayınlarına ilişkin hukuki çerçevenin, bu yayıncılık türünün, özgün karakteri ile uyumlu, bağımsız bir yasa düzenlemesidir.
    5. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki düzenleme
    5237 sayılı TCK’da bilişim suçlarının düzenlenmesi bakımından karma bir yöntem benimsemiş, bilişim suçlarını hem ikinci kitap üçüncü kısım onuncu bölümde bilişim alanında suçlar başlığı altında düzenlemiş (madde 243, 246), hem de geleneksel suç tipleri içinde bunlara yeni ilaveler yaparak söz konusu suç tipini genişletmiş, suçun bilişim yoluyla düzenlen*mesini nitelikli hâl olarak kabul etmiştir. Örnek verecek olursak; hırsızlık suçunun bilişim yoluyla işlenmesi (TCK madde 142/2-e), dolandı*rıcılığın bilişim sisteminin kullanılması suretiyle işlenmesi (TCK madde 158/1-f).
    765 sayılı TCK’da kullanılmış olan “bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutmuş sistem” ibaresi yerine, 5237 sayılı TCK’da aynı anlamı taşımak üzere “bilişim sistemi” tabiri kullanılmıştır. Bu tabirden, bir veya birden fazla ünitelerden oluşan ve belirli bir sonuca ulaşmak için işbirliği sistemiyle çalışan ve güvenlik araçlarıyla da korunan bir bütün anlaşılmalıdır.
    Bilişim alanında suçlarla korunmak istenen hukuki yarar bilgisayarın dokunulmaz olması ve sistemin istendiği şekilde hizmet görmesidir.[35]
    5237 sayılı TCK’da bilişim suçları, “bilişim sistemine girme” (madde 243) “sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya de*ğiştirme” (madde 244), “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” (madde 245), “tü*zel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması” (madde 246) madde baş*lıkları altında düzenlenmiştir. TCK’da yer alan bili*şim suçla*rına ilişkin dü*zenlemelerde gerek suçun hukuki konusunu esas alan kanun sistematiğine, gerek özel hükümlerde ayrı bir bölüm oluşturma fik*rine, gerek temel ceza hukuku prensiplerine aykırılık oluşturması, gerekse bu suçlar karşılığı öngö*rülen ceza miktarları sebebiyle, yanlışlara ve belir*sizliklere sevk edici nite*liktedir.[36]
    Uluslararası kabul gören bilişim suç tipleri ile Türk Ceza Kanunu hü*kümleri karşılaştırıldığında; bilgisayar sistemlerine ve servislerine yetkisiz erişim ve dinleme suçu TCK’nın 243/1-2’ nci fıkrasında, bilgisayar sabota*jının, 243/3 ve 244/1-2’nci maddelerinde, bilgisayar yoluyla do*landırıcılık suçunun, 158/1-f bendi ile 244/3 ve 245/1 maddele*rinde, bilgisayar yoluyla sahtecilik suçunun, 158/1-f maddesinde, yasadışı yayınlar, ülke bütünlüğü aleyhinde eylemler, toplumun genel ahla*kına, ar ve haya duygularına aykırı düşen yayınlar, hakaret suçlarının TCK ve özel yasalarla, yazılımın izinsiz kullanım suçunun 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda düzenlen*miştir.
    Bilişim suç türlerinin önemli bir kısmının yasalarımızda suç olarak düzenlenmiş olması ile birlikte teknolojinin hızla ilerlemesi, İnternetin sü*rekli yaygınlaşması nedeniyle bazı yasal boşluklar da ortaya çıkabilmekte*dir. Bu sebeple gelişmelerin sürekli takip edilip yasal boşlukların giderilmesi konusundaki çalışmaların yapılması gerekmektedir.
    5237 sayılı TCK’nın 6/g maddesinde; “Basın ve yayın yolu ile deyi*minden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar” anlaşılır demek suretiyle, İnternet yolu ile yapılan yayını bu tanım içine sokmuştur. Bu suretle bilişim yoluyla işlenen suçların kap*samı da genişlemiş olmaktadır.
    5237 sayılı TCK’da, Haberleşmenin gizliliğini ihlal (madde 132/4, 133/3), Özel hayatın gizliliğini ihlal (madde 134/2), Dolandırıcılık (madde 158/1-g), halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213), suç işlemeye tahrik (madde 214), suçu ve suçluyu övme (madde 215), halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216), kanunlara uy*mamaya tahrik (madde 217), suç işlemek amacıyla kurulan örgütün veya amacının propagandasını yapma (madde 220/8), müstehcenlik (madde 226/2, 226/5), iftira (madde 267/1), soruşturmanın gizliliğini ihlal (madde 285/3), halkı askerlikten soğutma (madde 318/2) suçlarının ba*sın ve yayın yoluyla işlenmesi hali nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
    a. Bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme veya orada kalma suçu (madde 243/1)
    Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak girmek veya orada kalmaya devam etmek fiili suç hâline getirilmiştir. Sisteme, hu*kuka aykırı olarak giren kişinin belirli verileri elde etmek amacıyla hareket etmiş bulunmasının önemi yoktur. Hangi amaçla olursa olsun hukuka aykırı olarak sisteme girilmesini suç olarak kabul edildiğinden, sisteme haksız ola*rak, genel kasıtla girilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Failin belirli ve özel bir amaçla hareket etmesi aranmaz. Suçun faili herkes olabilir.
    Maddenin ikinci fıkrasına göre, ilk fıkrada tanımlanan fiillerin, bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, fail bu suç açısından daha az ceza ile cezalandırılmalıdır.
    b. Sistemin içeriğine veya sistemdeki verilere sisteme girilmesin*den dolayı zarar verme suçu (madde 243/3)
    Bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak girmek veya orada kalmak suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli dü*zenlenmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, failin verileri yok etmek veya değiştirmek kastıyla hareket etmemesi gerekir.
    Maddenin birinci fıkrasında tanımlanan fiil nedeniyle, aslında failin kastı bu olmamasına rağmen sistemin içerdiği verilerin yok olması veya değişmesi durumu maddenin üçüncü fıkrasında suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış bir hali olarak düzenlenmiş ve faile suçun temel şekline nazaran daha ağır bir ceza verilmesi öngörülmüştür. Sistem içindeki bütün soyut unsurlar, fıkrada geçen “veri” teriminin kapsamındadır.
    c. Bir bilişim sisteminin donanımının işleyişini engelleme veya bozma suçu (madde 244/1)
    Bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, sisteme hukuka aykırı olarak veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme, erişilmez kılma, değiştirme ve yok etme fiilleri, suç olarak tanımlanmaktadır. Böylece sistemlere yöneltilen zarar fiilleri özel bir suç hâline getirilmiştir. Aracın fizik varlığı ve işlemesini sağlayan bütün diğer unsurları, söz konusu suçun konusunu oluşturmaktadır. Seçimlik hareketli bir suç meydana getirilmiştir.
    Software”[37] olarak ifade edilen sistemin işleyişini engelleyici veya bo*zucu davranışlar bu madde hükmüne istinaden cezalandırılabilecek iken, sistemin “Hardware[38] olarak ifade edilen maddi unsurlarına yönelik zarar verici davranışlar TCK’nın 151’inci maddesinde hüküm altına alınmış bulu*nan mala zarar vermek suçu çerçevesinde değerlendirilmelidir.[39]
    d. Bir bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme, engellenme, veri yerleştirme, veri nakletme suçu (madde 244/2)
    Bilişim sisteminin işleyişinin engellendiği veya bozulduğu anda ya da sistemdeki verilerin bozulduğu, yok edildiği, değiştirildiği veya erişilmez kılındığı, sisteme veri yerleştirildiği veya var olan verilerin başka bir yere gönderildiği anda suç tamamlanır. Suça teşebbüs mümkündür. Suçun ma*nevi unsuru harekete ve neticelerine yönelmiş kasttır.[40]
    Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin bir banka veya kredi ku*rumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi hali üçüncü fıkra hükmü gereği nitelikli hal kabul edilmiştir.
    e. Bilişim sistemi marifetiyle haksız menfaat temini suçu (madde 244/4)
    Maddenin ilk iki fıkrasında tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle, ki*şinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlaması daha ağır bir ceza ile yaptırım altına alınmıştır. Ancak bu fıkra hükmüne dayana*rak ceza verilebilmesi için fiilin başka bir suç oluşturmaması gerekir.
    f. Başkasına ait kredi kartının kullanılması suretiyle haksız men*faat elde edilmesi suçu (madde 245/1)
    Banka kartı, kullanıcısına, bankanın müşterilerinin kullanımına sun*duğu sisteme sadece kendince bilinen bir şifre yardımıyla girerek banka çalışanlarının yardımına muhtaç olmaksızın kendi banka hesabı üzerinde tasarrufta bulunma imkanı veren bir araçtır. Kredi kartı ise kullanıcısına banka ile arasında varılmış bir sözleşmeye dayanarak bankanın kendine sun*duğu kredi olanaklarından yararlanma imkanı vermektedir.[41]
    Banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması sure*tiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmayı düzenlemiştir. 765 sayılı TCK’nın yürürlük döneminde Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı[42] ile başkasına ait kredi kartının kullanılması suretiyle haksız menfaat temini suçu bilişim suçu olarak düzenlenmiştir.
    g. Sahte kredi veya banka kartı üretmek, satın almak veya kabul etmek suçu (madde 245/2)
    Failin gerçekte kendisine ait olmayan veya sahte oluşturulan veya üze*rinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını, üretmek, satın almak veya kabul etmek suç olarak tanımlanmıştır.
    h. Sahte kredi veya banka kartı ile haksız menfaat elde edimi suçu (madde 245/3)
    Sahte bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kul*lanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması hali ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Ancak, bu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmedilebilmesi için, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir. Bu durumda da yararın zorunlu olarak failin kendi lehine olması şart olmayıp bir başkasına sağlanması da suçun oluşumu bakımından yeterlidir.
    ı. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması (madde 246)
    Fiili işleyenin sorumluluğu baki kalmak üzere özel hukuk tüzel kişi*leri, kanunun ayrıca belirttiği hallerde, organ veya temsilcilerinin tüzel kişi yararına işledikleri suçlardan dolayı sorumludurlar. Fiili işleyen kimse hak*kında hükmedilmesi gereken para, müsadere veya mülkiyetin devlete geçi*rilmesi cezaları tüzel kişi hakkında da uygulanır. TCK’nın 60’ıncı madde*sinde düzenlenen tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanacaktır. Bu yaptırı*mın uygulanabilmesi için bu bölümde yer alan suçların işlenmesi su*retiyle lehlerine haksız bir yararın sağlanmış olması gerekir.
    Fiili işleyen kişi hakkında hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezalarla, kamu hizmetlerinden yasaklanma, bir meslek veya sanat veya ticaretin icra*sının durdurulması cezalarının süresini aşmamak kaydı ile tüzel kişinin ça*lışmadan yasaklanıp yasaklanmayacağına, yasaklanacaksa bunun süresinin ne olacağına mahkemece karar verilebileceği gibi, tüzel kişinin beş yılı geçmemek üzere atanacak denetçilerin kontrolü veya yöneticilerin eliyle çalışmalarını sürdürmesine de karar verilebilir.
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununa bilişim suçları bakımından genel olarak bakıldığında bir yandan mukayeseli hukuktaki gelişmelere yeterince paralel olmadığı, bir yandan da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 109’uncu oturumunda kabul edilip imzaya açılan 23 Kasım 2001 tarihli Av*rupa Kon*seyi Siber Suç Sözleşmesinde öngörülmekte olan düzenlemelere de tam bir uygunluk arz etmediği gözlenmektedir. Ayrıca, bilişim suçları bakı*mından 5237 sayılı TCK’daki hükümlerin kendi içinde ciddi çelişkiler içer*diğini ve gerek Siber Suç Sözleşmesinde gerekse Birleşmiş Milletler Suçlu*ların İyi*leştirilmesi ve Suçların Önlenmesi Hakkındaki Viyana Kongresinde özel*likle bilgisayar ağlarının ve burada işlenen suçların önlenmesi için öngö*rü*len bazı düzenlemelerin eksik olduğu genel olarak söylenebilir.[43]
    Eleştiri; Kanunda, ‘veri’ ve ‘bilişim sistemi’ kavramlarına açık bir ta*nım geti*rilmemiştir. Bu durum uygulamada karışıklıklara yol açabilecektir. Bilişim suçlarının uluslararası karakteri göz önünde bulundurulduğunda kanun, Av*rupa Topluluğu’nun bilişim suçları konusundaki tavsiye kararla*rından, OECD[44] raporlarından ve Birleşmiş Milletler raporundan ayrı ve kendine özgü bir sistematik içerisinde yer almıştır. Bilişim alanında suçlar için özel bir bölüm düzenlenmişken, hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarının bilişim sis*temleri vasıtasıyla işlenmesine verilecek cezanın ağırlaştırılmış olması ge*rekli değildir. Hırsızlık suçu ancak ‘taşınabilir bir mal’ın alınma*sıyla ger*çekleşmektedir. Bir sistem üzerindeki veriler, taşınabilir bir mal olmadığın*dan hırsızlık suçuna konu olamaz. Yine, dolandırıcılık suçunun işlenmesi için de, bir insanın aldatılması gerekmektedir. Bu sebeple, insan yerine sis*tem aldatıldığı için dolandırıcılık suçu oluşmayacaktır. Kanunda bilgisayar verileri üzerinde yapılabilecek sahtecilik suçu hakkında bir dü*zenleme ya*pılmamıştır. Halbuki, Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi’nde ve diğer model kanunlarda bilgisayar verileri üzerinde sahtecilik suçu ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Artık günümüzde tüm özel ve resmi evraklar bil*gisayar ma*rifetiyle hazırlanmaktadır. İletişime müdahale eylemi ile birlikte, bir bilişim sistemine girmeye yarayan şifrelerin dağıtımı ve satışı ile ilgili olarak bir suç tanımı yapılmamıştır. Ayrıca, bilişim sisteminden yararlan*mayı kolaylaştı*rıcı, şifre kırıcı programlar ve bunları sağlayan cihazların satılması ve teda*rik edilmesi hakkında da suç düzenlenmemiştir. Halbuki, İtalyan Ceza Ka*nununda ve Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesinde cihazların ve programların kötüye kullanılmasını engelleyen suç tipleri mevcuttur.[45]

  3. #3

    Standart

    6. 5651 sayılı Kanunundaki düzenleme
    İnternet ortamında işlenen suçlarla mücadeleyi öngören, İnternet Or*tamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 23 Mayıs 2007 tarih ve 26530 sayılı Resmi Gazete’de [46] yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile ülkemizde kullanımı yaygınla*şan bilişim ağlarının ortaya çıkarmış ol*duğu hukuki ve cezai sorunların çö*züme kavuşturularak, bilişim ağı alanında hukuk sistemimizin Avrupa Bir*liği normları ile uyumunun sağlanması amaçlanmıştır. Kanun 14 maddeden oluşmaktadır.
    Kanunun amacı 1’inci maddesinde; içerik, yer, eri*şim ve toplu kulla*nım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile İnternet ortamında işle*nen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcı*ları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usûlleri düzenlemek şeklinde ta*nım*lanmıştır.
    Kanunun 2’nci maddesi ile kanun metnindeki terimler tanımlanmıştır.
    Kanunun 3’üncü maddesi ile içerik, yer ve erişim sağlayıcıları, yö*netme*likle belirlenen esas ve usûller çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendile*rine ait İnternet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel ola*rak bu*lundurmakla yükümlü kılınmış, bu hükme aykırılık Telekomünikas*yon Ku*rumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından verilecek idari para cezası ile yaptırım altına alınmıştır. Kanunun 13’üncü madde*sinde, bu düzenle*menin kanunun yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe gireceği düzen*lenmiştir.
    Kanunun 4’üncü maddesi ile içerik sağlayıcının sorumluluğu düzen*lenmiş*tir. İnternet ortamında kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten içerik sağlayıcıları, İnternet ortamında yayınladıkları her türlü yayın*dan so*rumlu olacaktır. İçerik sağlayıcı, bir başkasına ait İnternet sitesinden sağla*dığı içerikten, kural olarak sorumlu tutulmayacaktır. Ancak bağlantı sağla*dığı, içeriği benimsediği ve kullanıcının ulaşmasını amaçladığının anla*şıl*ması halinde, aynı içerikten dolayı sorumlu olacaktır. Bağlantı sağlanan içe*riğin suç oluşturması halinde, bu içeriğe bağlantı sağlayan içerik sağlayı*cısı, işlenen suça katılmaktan dolayı sorumlu tutulacaktır.
    Kanunun 5’inci maddesi ile yer sağlayıcının yükümlülükleri düzenlen*miştir. İnternet ortamında hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten yer sağlayıcıları, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hu*kuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü tutulmayacaktır. Yer sağlayıcı, hukuka aykırı içerikte suç unsuru bulundu*ğundan haberdar edilmesi ve engelleme yeteneği bulunması durumunda, hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlü olacaktır.
    Kanunun 6’ncı maddesi ile erişim sağlayıcının yükümlülükleri düzen*lenmiştir.
    Kanunun 7’nci maddesi ile toplu kullanım sağlayıcıların yükümlü*lükleri düzenlenmiştir.
    Kanunun 9’uncu maddesi ile İçeriğin yayından çıkarılması ve cevap hakkı düzenlenmiştir.
    Kanunun 8’inci maddesinde, İnternet ortamında yapılan ve içeriği, Türk Ceza Kanununda yer alan; İntihara yönlendirme (madde 84), Çocukla*rın cinsel istismarı (madde 103/1), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıl*ma*sını kolaylaştırma (madde 190), sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), müstehcenlik (madde 226), fuhuş (madde 227), kumar oynan*ması için yer ve imkân sağlama (madde 228) suçları ile 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından karar verileceği, soruşturma evresinde, gecikme*sinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tara*fından da erişimin engellenmesine karar verilebileceği, Cumhuriyet savcısı*nın kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunacağı, hâkimin, kara*rını en geç yirmi dört saat içinde vereceği, bu süre içinde kararın onaylan*maması ha*linde ted*birin, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılacağı, koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesine ilişkin karara 4/12/2004 ta*rihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edi*lebileceği düzenlenmiştir.
    Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erişimin engellenmesi kararının birer örneğini, gereği yapılmak üzere Telekomüni*kasyon Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına gönderilecektir.
    Sekizinci madde de belirtilen suçları oluşturan yayınların, içerik veya yer sağlayıcısının yurtdışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağla*yıcısı yurt içinde bulunsa bile, çocukların cinsel istismarı (madde 103/1) ve müstehcenlik (madde 226) suçlarını oluşturan yayınlara ilişkin olarak erişi*min engellenmesi kararı re’sen Telekomünikasyon Kurumunu Telekomüni*kasyon İletişim Başkanlığı tarafından verilecektir. Bu karar, kullanıcıla*rına İnternet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişi*lere, bildirilerek gereğinin yerine getirilmesi istenecektir. Erişimin en*gel*lenmesi kararının gereği, derhal ve en geç kararın bildirilmesi anından itiba*ren yirmi dört saat içinde yerine getirilecektir.
    Telekomünikasyon Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ta*rafından verilen erişimin engellenmesi kararının konusunu oluşturan ya*yını yapanların kimliklerinin belirlenmesi halinde, başkanlık tarafından, Cumhu*riyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır. Yapılacak so*ruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalacaktır. Bu du*rumda Cum*huriyet savcısı, kovuşturmaya yer olmadığı kararının bir örne*ğini Başkanlığa gönderecektir. Kovuşturma evresinde beraat kararı verilmesi halinde, erişi*min engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalacaktır. Bu durumda mahkemece beraat kararının bir örneği Başkanlığa gönderilecektir.
    Belirtilen suçları oluşturan içeriğin yayından çıkarılması halinde; eri*şimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, ko*vuşturma evresinde mahkeme tarafından kaldırılacaktır.
    Kanunun 10’uncu maddesi uyarınca, Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde İnternet Kurulu oluşturulacaktır. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ile Telekomünikasyon Kurumu ve ihtiyaç duyulan diğer bakanlık, kamu kuruluşları, İnternet servis sağlayıcı*ları ve ilgili sivil toplum örgütü temsilcileri de bu kurulda temsil edilecektir. Kurul gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlayacaktır. Ayrıca izleme, filt*releme ve engelleme yapılacak yayınların tespiti ve benzeri konularda yapı*lacak öneriler ile ilgili her türlü tedbir ve karar kurulca alınacaktır.
    Erişimin engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi, kararın gereğini yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcıların sorumluları, idarî tedbir olarak verilen erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi, Kanu*nun 8’inci maddesinin 10 ve 11’nci fıkrası ile yaptırım altına alınmıştır. Ka*nu*nun 13’üncü maddesinde, 8’inci maddedeki düzenlemenin kanunun ya*yımı tarihin*den altı ay sonra yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.
    Eleştiri; kanun metninde müstehcenliğin tanımı yapılmamıştır.TCK’nın 226’ncı maddesi bütünüyle “denetim” kapsamına alınmıştır. Sadece görüntü değil, ses ve yazı da müstehcen olarak kabul edilmekte*dir. Ancak söz ko*nusu maddede hangi görüntü, ses veya yazının müsteh*cen olduğuna ilişkin bir tanım bulunmadığından, müstehcenliğin sınırları da Telekomünikasyon İle*tişim Başkanlığı tarafından belirlenecektir. Bu durum çok sayıda web sitesi*nin engellenmesi sonucunu doğurabilecektir.
    İçe*rik sağ*la*yı*cı*nın so*rum*lu*lu*ğunu düzenleyen 4’üncü madde anla*mından, içerik sağlayıcının web siteleri olduğu gibi bir sonuç çıkmakla bir*likte, haber sitelerinde yazılan yorumlar, forum sitelerindeki üye yazıların*dan, hukuksal açıdan kimin sorumlu tutulacağı hususu ancak içtihatlarla be*lirlenebilecek*tir.
    Üçüncü madde ile içe*rik, yer ve eri*şim sağ*la*yı*cı*la*rı, yö*net*me*lik*le be*lir*le*nen esas ve usûl*ler çer*çe*ve*sin*de, ta*nı*tı*cı bil*gi*le*ri*ni ken*di*le*ri*ne ait İnternet or*ta*mın*da kul*la*nı*cı*la*rın ula*şa*bi*le*ce*ği şe*kil*de gün*cel ola*rak bu*lun*dur*mak*la yükümlü kılınıyor. Bu madde uyarınca Türkiye dışında, dünya üze*rindeki binlerce web sitesine erişim engellenip engellenemeyeceği çıkar*tılacak yönetmelik ile açığa kavuşacaktır.
    VIII. Bilişim suçlarında soruşturma yöntemi
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 243, 244 ve 245’inci maddelerinde düzen*lenen bilişim suçları ile ilgili fiilleri işleyen kişi, kişiler, kurum ve ku*ruluşlar hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları kanalı ile resen soruşturma yapılacak*tır. Cumhuriyet savcısı, ihbar veya bir başka surette bilişim suçla*rından her*hangi birisinin işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez gerekli araştırma, soruşturma ve delillendirme işleminin ardından yine aynı yasanın 170’ncı maddesi gereğince kamu davasını açacaktır.
    Bilişim ağı hizmetlerinin etkin ve doğru bir şekilde verilmesi ile bili*şim suçları ile mücadelede İnternet servis sağlayıcılarının sorumluluklarının belirlenmesi önemli bir ihtiyaçtır. Ayrıca, bilişim suçlarında soruşturmaların şekli ve delil toplama yöntemleri de önem arz etmektedir. Zira bilişim ay*gıtlarının nitelikleri ve bilişim ağlarının yapısı söz konusu suçların soruştu*rulmasında ve delil toplanmasında büyük güçlükler ortaya çıkarmaktadır. Diğer taraftan bilişim cihazlarında bulunan kayıtların sadece bilişim suçları*nın soruşturulmasında değil, başka tür suçların soruşturulmasında kullanıla*bileceği de unutulmamalıdır. Bilindiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun 134’üncü maddesinde bilgisayarda, bilgisayar programlarında ve kütükle*rinde arama, kopyalama ve elkoyma hükümleri düzenlenmiş bulunmaktadır.
    Bilişim suç tipleri ile ilgili yasal düzenlemelerin yanı sıra bu suçlarla mücadelede başarı sağlayabilmek için kullanılacak yöntemlerin, en az yasal düzenlemeler kadar önemli olduğu unutulmamalıdır. Delillerin toplanması ile ilgili yöntemler büyük önem taşımaktadır. Bilişim suçlarında delil niteliği taşıyan veriler çoğunlukla bilgisayar ortamında tutulan kayıtlardır. Bu ka*yıtların delil niteliği teşkil edebilmesi için sağlam ve değiştirilemez bir ya*pıya sahip olması gerekmektedir. Ancak bilgisayarın kullanıcısı tarafından belirlenen yöntemlerle kaydedilen bilgiler yine bilgisayarın kullanıcısı tara*fından değiştirilebilme ihtimali taşımaktadır. Böyle olunca sağlam bir delil olmaktan çıkmaktadır. Bilişim suçlarında, dijital delillerin (kayıtların) hu*kuki durumunun net bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
    İnternete bağlantı yapılan servis sağlayıcıların kayıt tutma işlemini yapmaları ve verileri belirli bir süre muhafaza etmeleri şarttır. Ancak, kayıt tutulması maliyetli olduğundan çoğunlukla gerekli sistemler kullanılma*maktadır. Bu sebeple yürütülen soruşturmalarda kayıtların elde edilmesinde sorunlar yaşanmaktadır. İnternet servisi veren yerler için belli standartlar konulması ve bu konuda sorumlulukların belirlenmesi gerekmektedir.
    Bilişim suçları sınır aşan suçlar olması sebebiyle bu tür suçlarla müca*delede uluslararası işbirliği çok önemlidir. Coğrafi sınır tanımayan bu alanda uluslararası işbirliğine gidilmeden sağlıklı bir sonuç elde edilmesi imkansız*dır. İnternet üzerinde işlenen suçlarda birden fazla bağlantı noktası söz ko*nusu olabilmekte ve bağlantı noktaları da genellikle birden fazla ülkeyle irtibatlı olabilmektedir. Bu durumda soruşturmalarda, olayın yurt dışındaki bir servis sağlayıcı üzerinden yapıldığı anlaşılırsa ilgili ülke ile irtibata geçip gerekli bilgilerin elde edilebilmesi gerekmektedir.
    Ülkelerdeki yasal düzenlemeler, bilişim suçlarının tüm dünyada ulus*lararası kabul gören suç tanımlamalarına uygun olması gerekmektedir. So*ruşturmalarda karşılaşılan bir suç diğer ülkede suç niteliği taşımıyorsa o ülkeden gerekli bilgiler alınamayacaktır.
    Bilişim suçlarında sorumluluk belirlenirken, İnternet ortamında yayın yapan İnternet gazetelerinin web sayfasındaki suç içeren veya hukuka aykırı bilgi sunumu yapan, bilgiyi ve haberi veren, yazıyı, çizimi yapan gerçek kişiye (içerik sağlayıcıya), web sayfasının yer aldığı sitenin sahibine, Ser*ver[47], host computer[48] veya İnternet servis sağlayıcı hukuka aykırı olan veya suç içeren haber, yazı resim ve çizimden haberdar olmuş ve içeriğin suç olduğunu biliyor ve eğer teknik olarak yayını denetleme olanağı varken ya*yına engel olmamış ve zararı önleyecek çaba göstermemiş kişi veya tüzel kişiliğe ait olacağını belirleyen hukuki sorumluluk sistemi kurulmalıdır.
    1. Görevli mahkeme
    5237 sayılı TCK’da 243 ve 246’ncı maddeleri ara*sında düzenlenen bilişim suçlarına bakmakla özel görevli mahkemeler ku*rulma*mıştır. Bu ko*nuda usul hukukunun genel görevle ilgili kuralları uygu*lama alanı bulacak*tır. Görevli mahkeme cezai yaptırım süresine bağlı olarak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10, 11 ve 12’nci maddeleri uyarınca belirlenecektir.
    2. Yetkili mahkeme
    Bilişim suçlarında yer yönünden yetkili mahkemenin tayininde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 12’nci maddesinin 1 ve 2’nci fıkraları uygulama alanı bulacaktır.
    Yer yönünden uygulamaya dünyadan bir örnek verecek olursak; Avustralyalı bir iş adamı ile ilgili olarak Amerikan finansal haber şirketi tarafından İnternette yayınlanan bir makalede, bu iş adamına hakarette bulu*nulduğundan bahisle açılan hakaret davası ile ilgili olarak, Avustralya Yük*sek Mahkemesi, davanın Amerika’da değil, müştekinin bulunduğu Avust*ralya’nın Victoria eyaletinde görülmesine karar vermiştir.[49]
    IX. Bilişim suçları ile ilgili Yargıtay kararları
    “Sanığın kendisine zayıf not veren öğretim görevlisi, mağdur ile bir*kaç kişiye gönderdiği ‘e-posta’ iletisiyle mağdura sövmekten ibaret eyle*minde; sözü edilen iletiyi İnternet servis sağlayıcısından gönderen bilgisaya*rın (İ.P) numarasının sorulması, bu yolla bilgisayarın kime ait olduğunun saptanması sonucuna göre; İnternet kafe gibi umuma açık yerlerde bulunan bir bilgisayardan ileti gönderilmiş ise sanığın beraatine, sanığın evi ya da işyerinde bulunan kişisel bilgisayarından gönderilmiş ise mahkumiyetine, olayla ilgisi bulunmayan bir üçüncü kişinin kişisel bilgisayarından gönde*rilmiş ise, bu şahsın tanık olarak dinlenmesi ve sonucuna göre karar veril*mesi gerekir…”[50]
    “Satım akdinin konusunu oluşturan -tüketime yönelik- dar kapsamlı mal ve hizmet ilişkileri 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/e maddesi kapsamında kalmaktadır. Oysa somut olayda uyuşmaz*lık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı, 6.10.2003 tarihli İnternet yayın sözleşmesiyle davalıya “www.koykop.com” isimli İnternet sitesi oluşturma ve yayın işini yüklendiğini, edimini yerine getirdiğini, ancak iş bedelinin ödenmediğini iddia etmiştir. Bu haliyle taraf*lar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesi olup davaya genel hükümlere (BK madde 355 vd.) göre ve genel mahkemelerde bakılması yerine, Tüke*tici Mahkemesi sıfatıyla özel hükümlere göre bakılıp sonuca bağlanması doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle görev yönünden bozulma*sına…”[51]
    “Sanığın, komşuları adına bankadan gelen hesap bildirim cetvellerini ele geçirerek, bu belgelerdeki bilgilerden yararlanıp, evinde bulunan encodem cihazı ile kendisine ait kredi kartının manyetik şeridini yeniden kotlamak suretiyle ve İnternet yoluyla yurt dışındaki şirketlerden mal sipari*şinde bulunduğu ileri sürüldüğüne göre, öncelikle bu işlerde bilgi ve uzman*lığı bulunan üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak, TCK’nın 525/a-b mad*desinde gösterilen durumlardan bir veya birkaçının bulunup bulunmadığı, kesin olarak belirlenmeli ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tak*diri gerektiği gözetilmelidir.”[52]
    “Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından ön*celikle sanığın adı geçen şirkette konumunun ne olduğu, foruma İnternet ortamında elektronik posta ile gönderilen suçlamaya konu yazılara müdahale etme görev ve yetkisinin bulunup bulunmadığı, müdahale etme yetkisinin bulunmaması halinde bu yetkinin kime ait olduğu hususunun ilgili kurum*dan gerekli bilgi ve belgelerde sağlanarak saptanması; mahkemece üniver*sitelerin bilgisayar ve ceza hukuku kürsülerinden seçilecek İnternet konu*sunda uzman bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak Superonline A.Ş.nin bir İnternet servis sağlayıcı mı, erişim sağlayıcı mı yoksa her iki fonksiyona birlikte mi sahip olduğu, İnternet servis sağlayıcı olması durumunda sahibi*nin kim olduğu, ayrıca dava konusu yazının yayımlandığı forumun ve web sitesi sisteminin bir işletene (moderatör) bağlı olup olmadığı hususlarının saptanmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile hüküm kurulması,”[53]
    “Borçlunun adına tebligat yapılan Türkiye’deki adresin borçlu şirketin tescilli, şube adresi olduğu hususu kanıtlanmamıştır. Mercice bu husus yete*rince araştırılmadan ve yabancılara tebligat ile ilgili Tebligat Kanununun 26 Tebligat Tüzüğünün 45’inci maddeleri göz önüne alınmaksızın İnternetten bu adresin tespit edildiğinden bahisle tebligat işleminin geçerli olduğunun kabul edilmesi isabetsizdir.”[54]
    “Dava, davacı adına olan İnternet alan adının bu hizmeti veren davalı ODTÜ tarafından haksız olarak iptal edilip, diğer davalıya tahsis edildiği iddiasına dayalı olarak açılmış, davaya konu alan adının geri verilmesi iste*mine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, esasen davalı ODTÜ ile ilişkiye geçenin dava dışı B...NET şirketi olduğu, bu şir*ketin ODTÜ’den aldığı kullanma hakkını ücreti mukabili davacı şirkete dev*rettiği kabul edilerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılmış ise de, bu hususta ay*rıntılı bir inceleme yapılmadığı gibi, karar yerinde de yeterince tartışılıp, değerlendirilmemiştir, davacının iddiası davaya konu alan adının kendisine ait olduğu ve dava dışı B...NET’in sadece davacı adına işlem yapan aracı kurum olduğu yönündedir. Davacının iddiasının doğruluğu halinde söz ko*nusu alan adı üzerinde gerçek hak sahibin davacı olacağı izahtan varestedir. Bu durumda, mahkemece, dava dışı B...-NET şirketinin hukuki konumunun belirlenmesi, bu şirketin aracı kurum olduğunun tespiti halinde davalı ODTÜ tarafından açığa yayınlanan kurallar irdelenerek, somut olayın teknik ve hukuki değerlendirilmesinin yapılması, bu hususta uzman bilirkişilerden görüş alınması ve tüm bunlardan sonra davalı ODTÜ’nün açığa yayınladığı kurallara uygun davranıp, davranmadığı belirlenerek, hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken,”[55]
    “Birden ziyade karşı mağdura karşı işlenen bilişim suçlarında, TCK’nın 71’inci maddesi hükmü gözetilerek mağdurlardan her birine yöne*lik eylemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.”[56]
    “Hükümlünün haksız olarak ele geçirdiği müştekiye ait kart ile şif*reyi kullanarak para çekme makinesindeki kredi hesabından para çekmesi sure*tiyle oluşan suç için; süreklilik gösteren Dairemiz içtihatları ve YCGK’nın 11.4.2000 gün ve 2000/6-62-72 sayılı kararında belirtildiği gibi TCK’nın 525/b-2. madde ve fıkrası yerine aynı yasanın 491/3 maddesi ile ceza tayini yasaya aykırıdır.”[57]
    “Müşteki Türk Telekom A.Ş.ile Globalstar … A.Ş. arasında imzala*nan ara bağlantı sözleşmesi ve ek protokolüne aykırı şekilde, gerçek bir tele*fon görüşmesi olmadığı halde, İnternet kullanıcılarının İnternette gezinirken, (özellikle porno, müzik, oyun sitelerinde) siteye bağlanmak için bilgisayara bir dosyanın download (yüklemesi) sırasında, kullanıcının bilgisi dışında normal İnternet (dial-up) bağlantısının kesilerek uluslararası arama ile yeni bir bağlantı kurulduğu, bu durumun kullanıcı tarafından fark edilmemesi nedeniyle yüksek miktarlarda telefon faturalarının tahakkuk ettirilmesine se*bep olunduğu, bu yeni bağlantının ise sanıkların başkan ve yönetim kurulu üyesi oldukları Globalstar … A.Ş.’ne ait 0592 ile başlayan bir numara gru*buna ait bulunduğu, dolayısıyla gerçek bir telefon görüşmesi olmadığı halde, adı geçen şirketin haksız kazanç elde ettiği ve bu suretle kamu kurumunu aracı kılarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmiş olması karşı*sında, mevcut delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesine ait ol*duğu gözetilmeden…”[58]
    “Bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankalar objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Bu nedenle; banka müşterisinin hesabında bulunan pa*ranın, müşterinin haberi olmadan bilgisayar korsanlığı yoluyla başka bir hesaba aktarılmasının önlenmesi konusunda ek güvenlik tedbirleri almayan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu dikkate alınarak, müşterisi*nin zararını ödemek zorunda olduğu sonucuna varılmalıdır.Ayrıca belirtmek gerekir ki, bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu bu olayda müşte*rinin müterafik kusurundan söz edilemez.”[59]
    X. Sonuç
    Bilişim ortamında işlenen suçların hızlı bir şekilde artması, bu tür suçların işlenmesinin kolay olması, suç faillerinin ortaya çıkarılmasında yaşanan güçlükler, ortaya çıkan zararların fazlalığı bu konuda ihtiyaca cevap verebilecek yasal düzenlemeler yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
    Siber Suç Sözleşmesine ülkemizin taraf olmadığı ve bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da AB müktesebatına uyum sağlamamız gerektiği de unutulmamalıdır. Türk Ceza Kanunundaki bilişim suçları ile ilgili maddeler incelendiğinde görüleceği üzere, şu anda bilişim yoluyla işlenen veya işle*nebilecek suçların önemli bir kısmına uygun madde metni bulunamayacağı açıktır. Bu anlamda 5651 sayılı Yasa ülkemizde önemli bir boşluğu doldura*caktır.
    Bu tür suçlarla mücadelede tam anlamıyla başarı sağlanabilmesi için inceleme ve soruşturma yöntemlerinin geliştirilmesi, suçla mücadelede tek*nolojinin en iyi şekilde kullanılması, bu suçlarla mücadele edecek özel bi*rimlerin oluşturulması, ilgili personele eğitim verilmesi, bankaların, kamu kurum ve kuruluşlarının gereken tedbirleri almalarının sağlanması, İnternet kullanıcılarının ve toplumun bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
    İnternetin ortaya çıkardığı hukuki sorunların çözülebilmesi için ulusal hukuk kuralları teknolojik gelişmelerin gerisinde kalmamalıdır. Ancak İnternetin, sınır tanımaz özelliği gereği, ulusal hukuk sistemleri çerçevesinde öngörülecek düzenlemelerin, zamanla yetersiz kalacağını da kabul etmek gerekir.
    Günümüz şartlarında bilgisayar ağları marifetiyle işlenen suçların kontrolü, suç teşkil edilen eylemin elektronik ortamda gerçekleşmesi nede*niyle, her bir eylemin araştırması özel uzmanlık gerektirmektedir. İnternet gibi uluslar arası bilgisayar ağları, aynı zamanda kullanıcılarına içinde bu*lundukları devletin sınırları dışında serbestçe hareket etme olanağı sağla*maktadır.
    Sonuç olarak bu suçlarda mağdur olmamak için, İnternet ortamında %100 güvenliğin hiçbir zaman sağlanamayacağı unutulmamalıdır.



    [1] http://www.baskent.edu.tr/~omadran/y...ernethukuk.pdf.
    [2] www (word wide web): Dünya çapında ağ. http://www.turkpoint.com/bilgisayar/sozluk/w.asp.
    [3] http://www.meb.gov.tr/belirligunler/...i_2005/www.htm.
    [4] Güncel Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, http://www.tdk.gov.tr.
    [5] http://www.ankara.pol.tr/html/bilisim/bkapsam.php
    [6] Osman Şen, Bilişim ve Hukuk Telekomünikasyon Kurumu İletişim Başkanlığı, http://www.geocities.com/senosmannihat/konferans1
    [7] http://bilisim.izmirpolis.gov.tr/bil...simsuclari.htm
    [8] Haldun Yağan, “Bilişim suçları”, Gümrük Başkontrolörü, “Gümrük Dünyası Der*gisi”, Sayı 52.
    [9] Bilal Şen, T.C. İçişleri Bakanlığı, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, http://www.kom.gov.tr
    [10] http://www.bilgisayarpolisi.com/inde...ler&kategori=3
    [11] Cevat Özel, Bahçeşehir Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi

    http://www.hukukcu.com/bilimsel/kita...et_suclari.htm
    [12] Doç. Dr., Yılmaz YazıcıoğluTürk Mevzuatında bilişim suçları” www.taa.gov.tr/duyurularana/130606/bilisimsempozyum/index.html - 17k
    [13] http://www.ankara.pol.tr/html/bilisim/bkapsam.php
    [14] Önder Demir, ”İnternet Servis Sağlayıcısının Cezai Sorumluluğu”, İzmir Barosu [15] http://bilisim.izmirpolis.gov.tr/bil...simsuclari.htm
    [16] http://www.polisiye.com/devam.asp?yazid=26#,
    [17] Truva Atı (Trojan), Yararlı gibi görünen ancak aslında zarara yol açan bir bilgisa*yar programı, http://www.bilisimterimleri.com/bilg.../bilgi/76.html,
    [18]






    KAYNAK

+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
     

Search Engine Optimization by vBSEO 3.5.0